menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hastalığım Nerede?

35 0
10.08.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Sabah erken saatlerdi. Hastanenin laboratuvar koridorunda, elinde dosyasıyla bekleyen Nihat Bey’in yüzünde tuhaf bir kararlılık vardı; bakınca, Nobel Ödülü sonucu açıklanacak zannedilirdi.

Tomografiye girmişti.

Hatta bekleme salonunda sıkıntıdan üç bardak çay içip tansiyonunu da yükseltmişti.

Şimdi sonuçları alacaktı.

Sonra gözlüğünü çıkarıp yeniden baktı.

Nihat Bey’in içi kıpır kıpır oldu.

“Tamam” dedi kendi kendine. “Demek ki büyük bir şey buldu.”

— Tebrik ederim Nihat Bey, sonuçlarınız gayet iyi. Bir problem görünmüyor.

Nihat Bey’in yüzü düştü.

— Yani tahliller temiz.

Nihat Bey sandalyesinde doğruldu.

— İşte onu siz bulacaksınız.

Nihat Bey devam etti:

— Sabah kalkınca yorgunum.

— Herkes biraz yorgun olabilir.

— Merdiven çıkınca nefes nefese kalıyorum.

— Kullanıyor musunuz?

— Bozulursa içinde kalırım.

Doktor derin bir nefes aldı.

— Akşam haberlerini izleyince içim daralıyor.

— O konuda yalnız değilsiniz.

— Telefon faturası gelince kalbim sıkışıyor.

— O da yaygın bir durum.

Nihat Bey masaya eğildi.

— Doktor Bey, bakın sizden bir ricam var.

— Şu tahlillerden birinde küçük de olsa bir şey çıksın.

— O kadar para verdik.

Doktor ilk kez kahkahayı bastı.

Nihat Bey ise son derece ciddiydi.

Koridorda benzerleri çoktu.

Bir hanımefendi, kolesterolünün normal çıkmasına üzülüyordu.

Bir başkası, vitamin değerleri iyi olduğu için laboratuvara şüpheyle bakıyordu.

Bir amca ise sonuç kâğıdını sallayarak:

— Bu makine bozuk evladım! Ben kendimi kötü hissediyorum!

Sağlık, kazanılması gereken bir piyango; hastalık ise çekilişte çıkan büyük ikramiyeydi.

Oysa mesele daha karmaşıktı.

İnsanlar yıllarca hastalıktan korkmuştu; şimdi ise hastalık ihtimalinin varlığına bağlı kalmışlardı.

Bu durumda insanlar hastalık ihtimaline bağlı kalmışlardı.

Çünkü adı konmamış sıkıntılar, adı konmuş hastalıklardan daha ürkütücüydü.

Bir teşhis, insanın omzuna yük bindirirdi ama belirsizliği alırdı.

Belirsizlik ise görünmez bir bavul gibiydi.

Nihat Bey sonuç dosyasını koltuğunun altına sıkıştırıp çıktı.

Yüzünde mağlup bir ifade vardı.

Kapıya yönelirken eşini aradı.

— Bir şey bulamamışlar.

— İyi de ben bu kadar zamandır boşuna mı hastayım?

Telefonun öbür ucunda sessizlik oldu.

Hafif bir hastalık, insanı önemli hissettirirken; ağır hastalık korkutuyordu.

Çok hastalık korkutuyordu.

Hiç hastalık ise bazılarına göre kimsenin dikkatini çekmemek anlamına geliyordu.

Nihat Bey yürüyüp giderken aklında tek bir düşünce vardı:

“Bir yerde mutlaka gözden kaçmış bir şey vardır.”

Nihat Bey ağır ağır yürüdü.

Hastane bahçesinde güvercinler dolaşıyordu.

Ağaçlar yerli yerindeydi.

Adamın bütün tahlilleri temizdi.

O gün şehirde, sağlıklı olduğu söylenen bir adam, hastalığını aramak........

© Akademik Akıl