menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin Batıyla Dansı

15 0
08.07.2026

Batı kültürü emperyal bir güç olarak evrilmiştir. Meşhur İktisatçı Schumpeter’in deyimi ile Emperyal ilişkiler, feodal kültüre dayanır. Güçlünün güçsüzü sömürme ve köle yapma ilişkisini içerir. Bu ilişki doğal olarak değişen teknolojik yapılanma sürecinde biçim değiştirse de, özü güçlünün güçsüzü sömürme gayretidir. Bu nedenle Batı ile dansa kalkan ülkeler kendilerini korumak için ciddi ve düşünülmüş stratejiler oluşturması gerekir. Türkiye bugün NATO bağlamında böylesi bir sürecin içine çekilmek istenirken, kendini koruyucu stratejilere ihtiyacı olacaktır. Zira stratejik davranılmayan durumlarda ülkemiz tamiri zor süreçlere itilir. Bunların bazılarını hatırlatmak istiyorum.

Bunlardan ilki Kırım Harbi ertesinde yapılan anlaşmalarla Osmanlıya Yahudi Bankerlerden sağlanan borçlar oldu.

Dönemin Padişahları alınan borçları Saray yapımlarına harcarken, Osmanlı’nın tarım temelli ekonomisi bu borçları ödeyemez duruma düştü ve sonuçta Reji Yönetimi ve Duyun-i Umumiye ile Osmanlı’nın ekonomik bağımsızlığı elden gitti. Bu durum Mustafa Kemal’in akılcı, bilinçli ve stratejik kararları ile ortadan kaldırıldı. Üstelik yeniden bu duruma düşmemek için Türkiye’nin Sanayileşme süreci 1930’larda kararlılıkla ve sosyal boyutu olan sanayileşme modeli ile uygulamaya konuldu.

Ne var ki, 1950........

© 9 Eylül Gazetesi