Siyaset manzaraları
Toplumlar ekonomik olarak iki katmanlı çalışırlar. Bu duruma birkaç örnek vermek gerekirse; mesela bir ürünü alırken, onun üretiminin her kademesinde nasıl insan emeği olduğunu düşünmeyiz. Bu, işin bir yanı. Bir de işin diğer yanı vardır. O da şudur; beğendiğimiz ürüne fiyatını öderken, kendi emeğimizin yarattığı değerle aldığımız ürüne değer katan emeği karşılaştırmış, hatta denkleştirmiş olduğumuzun farkına dahi varamayız. Biz sürecin farkına varamasak da, süreç çalışır ve devamlı olarak da çalışmaktadır.
Siyasetin son zamanlarda aldığı olumsuz görüntü sadece siyasete özgü olmayıp, dipte seyreden toplumsal patolojinin sistemin yumuşak karnında sahneye çıkması olayıdır. Öyle ki, bugün siyasette gördüklerimiz, toplumun hemen hemen her kesiminde yaşanan, fakat su yüzüne çıkamayan yolsuzluk, ihanet, sadakatsizlik, ahde bağlı kalmamak gibi her türlü bireysel dalgalanmalar siyasette yansıdığı için siyaset suçlanmaktadır. Oysa, birinci derecede suçlu olan siyaset değil, sistemin toplumu sürüklediği ahlak çukurunun insanlar ve toplum üzerindeki bozucu etkisidir. Diğer bir deyişle, siyaset vücutta biriken iltihapların baş verdiği göstergesel yansıma alanıdır. O zaman meselenin daha derinine inelim.
Sorumuz şudur: Siyaset bu kadar kişiliksizleşmekte ve çirkinleşmekte ise ve yaşananlar ana sebep değil de, bir tür farklı oluşum ve sebeplerin yansıması ise ana sebep nedir ve toplumun hangi katmanında, hangi sebepten........
