Terör
Terör
Her zaman olduğu gibi ‘trend’ olan yeni bir şeyi ilk Ertuğrul Özkök’ten öğrendim.
25 Haziran’da ortak bir WhatsApp grubumuza sabahın 07.00’sinde Deniz Göktaş’ın henüz 10 saat önce YouTube’da yayınlanmış olan ‘Ölü Deniz’ adlı gösterisinden sosyal medya için paylaşılmış küçük bir kesitin videosunu gönderdi.
Önce Özkök’ün yolladığı sosyal medya paylaşımındaki kısa videoyu izledim, sonra YouTube’dan bulup Ölü Deniz’in tamamını izlemek üzere kenara ayırdım. O saatte çok meşguldüm çünkü.
İzlediğim kısa videonun ardından içimden “Yazık, bu çocuğu da hapse atacaklar şimdi” cümlesi geçti. Onun esprilerine gülmezden önce aklıma gelen ilk düşünce buydu. Sanırım pek çok kişi de buna benzer düşünceleri geçirdi aklından.
Peki ama neden? Ne oldu bize de, ağız tadıyla gülmek yerine böyle bir tahminde bulunuyoruz? Üstelik, tahminimiz daha aradan 9 tam gün geçmeden doğru çıkıyor…
***
Bugün 4 Temmuz, insanlığı demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları çağına sokan Amerikan Devrimi’nin 250. yıl dönümü. Bana soracak olursanız sadece Amerika’nın değil bütün insanlığın bayram gibi kutlaması gereken bir gün. Ama ben Amerikan Devrimi’nden değil, ondan 13 yıl sonra, 1789’da başlayan Fransız Devrimi’nden söz edeceğim.
Fransız Devrimi, aslında Haziran 1789’da, 175 yıllık bir aradan sonra yeniden açılan bir nevi parlamento olan ve İngilizcede “Estates” olarak adlandırılan kurulun kendini Ulusal Parlamento olarak adlandırması ve feodalizmin yasaklanması, kilisenin devlet üzerindeki yetkilerinin sınırlanması, İnsan Hakları Bildirgesi’nin kabulü gibi önemli adımlar atmasıyla başladı.
Ama Fransızlar bile meşhur Bastille Cezaevi baskınının olduğu 14 Temmuz 1789’u devrimlerinin yıl dönümü kabul ederler.
İzleyen ilk üç yıl kral ile kendi kendini ilan eden bu parlamento arasında siyasi kontrol mücadelesiyle geçer ama kral 16.........
