menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Şartlı şurtlu”

14 0
yesterday

Yeni çözüm süreci kamuoyuna anlatılırken en çok tekrar edilen cümlelerden biri şuydu: "Şartsız, koşulsuz silah bırakma." Özellikle iktidar kanadı, devletin herhangi bir pazarlık yürütmediğini, hiçbir siyasi taviz verilmediğini ve sürecin tamamen terörün sona erdirilmesine odaklandığını vurguladı. Bu söylem, toplumun geniş kesimlerinde de karşılık buldu. Zira Türkiye'nin kırk yılı aşkın süredir ağır bedeller ödediği terör sorununun herhangi bir şart ileri sürülmeden sona ermesi, herkesin arzu edeceği bir gelişmeydi.

Ancak süreç ilerledikçe yapılan açıklamalar, başlangıçta çizilen bu tablonun o kadar da sade olmadığını düşündürüyor. Son olarak DEM Parti yöneticilerinden Tayip Temel'in yaptığı değerlendirmeler de bu açıdan dikkat çekici.

Temel'in konuşmasına bakıldığında doğrudan "şunlar yapılmazsa süreç devam etmez" şeklinde sert ifadeler kullanılmıyor. Bunun yerine çok daha dikkatli seçilmiş, toplumun büyük bölümünün ilk bakışta itiraz etmeyeceği kavramlar öne çıkarılıyor. "Demokratikleşme", "hukukun üstünlüğü", "eşit yurttaşlık", "yerel demokrasi", "güçlü siyaset", "toplumsal barış", "demokratik dönüşüm" gibi kavramlar peş peşe sıralanıyor.

Bu kavramların tek tek ele alındığında itiraz edilecek yönleri elbette yoktur. Kim hukukun üstünlüğüne karşı çıkabilir? Kim demokratikleşmeye veya toplumsal barışa itiraz edebilir? Sorun da tam burada başlıyor.

Çünkü siyasette bazen asıl tartışma kullanılan kelimelerde değil, o kelimelerin hangi siyasi hedefleri taşıdığı noktasında ortaya çıkar.

Bir paketin dışı ne kadar şık hazırlanırsa hazırlansın, içindeki ürün değişmiyorsa sonuç da değişmez.

Bugün kullanılan kavramlar, son derece genel kabul gören ve toplumun hemen her kesiminin olumlu bakabileceği ifadelerden oluşuyor. Ancak bu kavramların hangi somut düzenlemeleri kapsadığı sorulduğunda mesele bambaşka bir boyuta taşınıyor.

Yerel demokrasiden ne anlaşılmaktadır?

Demokratik dönüşümün........

© Yeniçağ