Küçük devletlerin trajedileri..
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan “Birleşmiş Milletler” tam da Trump’ın Venezuela’ya yaptığını yapmaması için kurallar getirmişti. Şimdiyse kurallara dayalı, liberal, uluslararası hukuk düzeninin işlevini yitirdiği bir dönemin içerisindeyiz. Soykırımcı İsrail’in cezasız kalması, ABD’nin Venezuela’ya askerî müdahalesiyle ülkenin devlet başkanı ve eşinin yatak odalarından alenen kaldırılarak kaçırılması bu düzenin tabutuna çakılan son çiviler oldu.
ABD’nin Venezuela’ya müdahalesini Milattan önce 416’da“Atina İmparatorluğu”nun kendine boyun eğmeyi reddeden küçük bir şehir devleti olan Melos Adası’na müdahalesine benzetmiştim. İdealist, saf Meloslular Atina’nın kendilerine adaletli ve hakkaniyetli davranacağını umuyorlardı. Atinalılar içinse mesele büyük balığın küçük balığı yuttuğu kaba güçle ilgiliydi. Merhum Cemil Meriç bir kitabında ““Kanun, eski Yunan’dan beri büyük sineklerin yırtıp geçtiği, küçüklerin takılıp kaldığı bir örümcek ağı Avrupalı için” diyerek bu gerçeğe işaret etmişti. Şimdiki haldeyse dünya orman kanunlarına dönmenin tam eşiğinde.
Cezasızlık kışkırtıcıdır. Cezasız kalmaya duyulan güven insanın en kötü özelliklerinin gelişip serpilmesine yol açıyor. İsrail’in onlarca yıldır BM kurallarını hiçe sayması ve bunun karşısında sözde uluslararası hukuk düzeninin Batı’lı hamilerinin acizliği İsrail’i soykırım yapmaya kadar götürdü. Bu “cezasızlık” duygusu Batı’nın sınırlarına gelip dayandı. Trump NATO ve G-7 üyesi Kanada ile ve Avrupa........
