Suudi Arabistan Irak ve Yemen üzerinden sınanıyor
14 Eylül Umman’da İran-Körfez toplantısı yapılacak mı, belli değilken (son gelişmelerden sonra Riyad’ın pragmatizmi nereye kadar götüreceği belli değil ve Bahreyn çoktan İran ile bir araya gelmeyeceğini açıkladı) Suudi Arabistan’a yönelik ciddi saldırılar meydana geldi. Önce geçtiğimiz Perşembe günü Suudi Arabistan’ın Hürmüz dışında işleyen en önemli alternatif petrol boru hattı – Doğu-Batı Boru Hattı- Irak’tan geldiği öne sürülen dron saldırılarının hedefi oldu. Cuma günü bu saldırılar nedeniyle Suudi Arabistan petrol transferini durdurdu. Asimetrik bölgesel savaşın böyle bir etkisi var. Sahayı tamamen kontrol etmeden kritik önemdeki bağlantısallığı bozabileceğinizi gösterdiğinizde muhatabınıza- burada Riyad- bazı alanlarda (örneğin Yemen) müdahaleyi sizin belirlediğiniz alanın dışına taşırsa ne ile karşı karşıya kalabileceğini gösteriyorsunuz. Ayrıca bu saldırının zamanlaması Yemen’de hızlanan Yemen güçleri-Husi mücadelesi ile örtüştüğünden, Irak üzerinden Riyad’a verilen mesajın “İran’ı dürtmekten ziyade İran ile anlaşmanın yollarını bul” olduğu anlaşılıyor.
DOĞU-BATI HATTINI DURDURAN SINAMA
Daha önce de benzer hadiseler yaşanmış, Bağdat ve Riyad hattında ilişkiler gerilmişti. İran destekli milis güçlerin özellikle Iran-Irak sınır hattında faaliyet göstermesi ve buradan Suudi Arabistan’ı taciz etmeleri Riyad’ı zaten rahatsız ediyordu ve hatta güya Irak hedef alınmadan Irak topraklarında İran yanlış milislerin vurulduğu ABD hava harekâtına Suudi Arabistan da hava kuvvetleri ile destek vermişti. Fakat, Riyad şunu çok iyi biliyor; hava operasyonları aracılığı ile kendisine yönelik milis saldırılarını bertaraf etmesi çok mümkün değil. Mutlaka yerel merkezi güçlerin Riyad ile koordinasyon kurması ve Riyad’a yönelik saldırıların durması için içeride milis güçlerle mücadele etmesi gerekiyor. Bağdat, bir yandan elbette elindeki merkezi gücü artırmayı önemsiyor. Bu konuda bazı yasal düzenlemeler yapmaya da çalışıyor. Fakat Riyad’a karşı eylemde bulunan milis güçlerden kastımız (bu arada şuana kadar kimse saldırıları üstlenmedi fakat Irak, saldırının gerçekleşmesinde kullanılan rampaları buldu ve “önleyici egemenlik” ilkesi doğrultusunda el koydu, görevden alınan yerel yetkililer de var) İran destekli ya da İran’a sempati duyan güçler olduğu sürece bu aktörlerin tamamen silahsızlandırılması Bağdat’ın gücünü aştığı gibi, doğasını yani İran ile geliştirmek zorunda kaldığı özel ilişkinin ve dengelerin doğasını da aşıyor.
Bu yüzden bugün Riyad’ın öfkesini yatıştırmak için Bağdat’ın bulduğu çözüm; “merkezi hükümet sahada” resmi Riyad’ın gözünde bir tür oyalama. Fakat bu oyalamayı tersine çevirmek için doğrudan Irak’ı karşısına almak – bugünün konjonktüründe ve Suudi Arabistan’ın oynamaya çalıştığı oyun doğrultusunda- Riyad’ın işine yaramayacak. Riyad’ın, bugün Ortadoğu Dörtlüsü olsun, Mekke Anlaşması olsun bölgesel güvenlik koordinasyonu denemelerinin parçası olduğunu biliyoruz, dolayısıyla kendisine yönelik sınamalara cevap verirken bölgedeki aktörleri kaybetmemesi lazım. Ayrıca hava operasyonlarının etkisi sınırlı olduğuna göre Riyad, kendisini ABD-İran savaşına çekebilecek bir adımı da kolay kolay atamaz. Özellikle de Suudilerin, henüz ABD’ni bir uyarı müdahalesine Irak-Yemen........
