“Eskişehir” değil “eskimiş” şehir!
“Eskişehir” değil “eskimiş” şehir!
Yunus Emre’nin, Nasrettin Hoca’nın şehri Eskişehir’e daha önce hiç gitmemiştim.
Bu kadim kent ile ilgili bildiklerim, coğrafya derslerinde öğretilenler ile fondaş medyada yazılıp-çizilenlerden ibaretti.
CHP medyası yıllarca, tam 5 kez seçilen ve 25 yıl boyunca kesintisiz Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in, haşa “Ot bitmez bozkırdan bir cennet yarattığını” yazıp çizdiler.
Bir zamanlar kokusundan geçilmeyen Porsuk çayının temizlendiğini, içerisine “Sehr-i Aşk” adası yapılarak, Allah dostlarının yetiştiği bu kadim beldenin artık malayani aşkların ve geçici sevgilerin yeni merkezi olmasıyla övündüler.
Özellikle sol tandaslı bazı öğretmenler, sırf örtülü “CHP reklamı” yapmak ve çocukların bilinçaltlarına bunu aşılamak için Eskişehir›e geziler düzenlediler. AK Parti belediyeciliğini eleştirmek için “İstanbul kasabalaştı” yalanını dillendirenler ise CHP’yi refere etmek için “Eskişehir” örneğine sarıldılar.
Ülkenin gezilip görülmeye değer ilk 5 şehri arasında her zaman Eskişehir’e yer verdiler.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “hayalden gerçeğe geçiş” olarak tanımladığı Yüksek Hızlı Tren (YHT) kente geldiğinde, fondaşların gazına gelen CHP’li Yılmaz Büyükerşen bile, “Ankaralılar şehir görmeye daha hızlı gelecek. Darısı İstanbulluların başına” ifadelerini kullanarak yönettiği kentle övündü.
Kendi yaptığı “çekirdek çitleyen eşek heykeli”, “dedikoducu kadınlar heykeli” ve “bankta sızan ayyaş heykeli” gibi heykellerle, gerçekten “muasır” medeniyet seviyesinde bir kent inşa ettiğine inandı.
Derken… 31 Mart 2024 yılında gerçekleşen yerel seçimlerde “bayrak değişimi” yaşanarak, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna CHP’li Ayşe Ünlüce oturdu.
Ünlüce’nin görevdeki iki yılına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme toplantısı düzenleyen AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın davetlisi olarak, hayatımda ilk defa Eskişehir’e gittim…
Hızlı trenin modern garından çıkar çıkmaz gördüğüm ilk şey Eskişehir’in hakikaten “eskimiş” bir şehir olduğuydu.
Kentteki modern tasarımlı binaların neredeyse tamamı AK Parti hükümeti tarafından kente kazandırılan kamu binalarıydı.
Porsuk Çayı ve çevresinde yapılan makyaj çalışmalarını saymazsak kent resmen tel tel dökülüyordu. Enerjisiyle ve sempatik kişiliğiyle kent siyasetine yeni bir heyecan getirdiği açıkça görülen AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın açıklamaları da benim ilk izlenimlerimi doğruluyordu.
“Eskişehir’in iki yüzü” olduğunu belirten Gürhan Başkan’ın, “Bir tarafta kamu yatırımlarıyla yenilenmiş, modern bir şehir; diğer tarafta ise yolları çukur, altyapısı bitik, trafiği kilit bir şehir gerçeği var. Adeta olduğu yerde sayan bir Eskişehir’den söz ediyoruz” sözleri, benim gözlemlerimle birebir örtüşüyordu.
Kentte “mış gibi belediyecilik” yapıldığını belirten Başkan Albayrak, “Bu şehirde sorunlar çözülmüyor, sadece çözülüyormuş gibi yapılıyor. Vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen altyapı, ulaşım ve trafik sorunları ortada dururken, yapılan işler makyajdan öteye geçmiyor” diyordu.
Kentin altyapı sistemlerinin yaklaşık yarım asırlık oluşu, şehirde neredeyse hiçbir kavşağın yapılmayışı, adeta İstanbul’u aratmayan trafik yoğunluğunun dubalarla ve trafik lambalarıyla rahatlatılmaya çalışılması…
Dahası… Trafik lambalarının kontrolünün tramvayları kullanan vatmanlara bırakılması ve vatmanların diledikleri gibi lambaları yakıp söndürmeleri, palyatif çözümlerle işlerin yürütüldüğünü ve Eskişehir’de “mış gibi belediyecilik” yapıldığını çok iyi özetliyordu.
AK Parti hükümetinin… Hâlâ “Kemal Abi” diye anılan Kemal Unakıtan’ın, “Nabi Avcı Hoca”nın, Fatih Dönmez’in, Murat Mercan’ın, Ayşen Gürcan’ın şehri Eskişehir’i asla ihmal etmediğini…
“Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi, şehir hastanesi, hızlı tren, kütüphaneler, spor tesisleri, eğitim yatırımları ve açılmak için gün sayan 2 bin kişilik KYK yurdu” gibi çok sayıda prestij projeyi kente kazandırdığını uzun uzadıya anlatan Gürhan Albayrak…
Sıra CHP’li Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin yaptıklarına gelince anlatacak pek bir şey bulamadı… CHP’li Eskişehir Belediyesi’nin 25 milyar liralık bütçesi olduğunu belirten Başkan Albayrak, “40 yıllık bir binada 40 kişilik bir öğrenci yurdu yapıldığını ve birkaç yüz metrekarelik bir arsanın tesfiye edilerek 40 araçlık, üstelik katsız bir otopark diye şatafatlı bir açılışla hizmet diye pazarlandığını” söyledi.
Ve!.. TOKİ’nin kent genelinde yaptığı 6 bin sosyal konuta rağmen, CHP’li yöneticilerin 25 yılda sadece 60 dairelik bir kentsel dönüşüm gerçekleştirebildiğini, son iki yılda ise Eskişehir’de belediye eliyle tek bir daire bile üretilmediğini aktardı.
Tabii… Başkan Albayrak bunları anlatırken, o sırada benim aklıma bir soru takıldı.
CHP’li belediyeler yolsuzluk skandallarıyla gündemden düşmezken ve 20’yi aşkın belediyeye operasyon düzenlenmişken neden Eskişehir’de benzer olaylar yaşanmadığını hemen yanımda oturan AK Parti Eskişehir Teşkilat Başkanı Erkan Koca’ya sordum.
O da “ihale mi yapılıyor ki yolsuzluk olsun” diyerek, kentte hizmet üretilmediğini ikrar etti. Ben de “25 milyarlık belediye bütçesi acaba nereye akıtılıyor?” sorusu ile İstanbul’a döndüm.
Kafamı tırmalayan sorunun cevabını bulmam ise hiç uzun sürmedi.
Sabah uyandığımda karşıma çıkan ilk haber tam olarak şöyleydi:
“Yılmaz Büyükerşen, Özgür Özel’in balmumu heykelini yaptı. Heykel, Eskişehir’deki balmumu müzesinde sergilenecek..”
