Avrupa Parlamentosu'nun kırılan vesayet parmağı
Dünya siyaset tarihi, gerileyen güçlerin bu gerçeği kabullenmek yerine diplomatik kibre sığındıkları ve sertleşen söylemlerle nüfuz kayıplarını perdelemeye çalıştıkları sayısız örnekle dolu. Sahadaki hegemonik etkisini kaybeden bu yapılar, açığı masabaşında üretilen fütursuz metinlerle, yaptırım çığırtkanlıklarıyla ve had aşan parmak sallamalarla kapatmaya çalışırlar.
Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye, doğrudan Türk yargısına ve Adalet Bakanı’mız Sayın Akın Gürlek’in şahsına yönelik kaleme aldığı o sözde rapor, insan hakları veya evrensel hukuk kaygısının değil, tam da bu bahsettiğimiz tarihsel sendromun, stratejik çöküşün ve derin bir hazımsızlığın kâğıda dökülmüş hâli.
Dolayısıyla bu paçavra metin, diplomatik bir belge değil; Avrupa’nın kendi içindeki aşırı sağcı, Türk düşmanı ve İslamofobik lobilerin kendi seçmenlerine oynadıkları ucuz bir tiyatro metnidir. Ancak hatırlatalım, bu tiyatronun sahnelendiği salon artık boş ve Avrupa’nın o salladığı parmağın Türkiye nezdinde zerre kadar hükmü kalmamıştır.
Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerin tarihsel arka planı, Batı'nın oryantalist illüzyonlarının ve örtülü Haçlı reflekslerinin modern bir özeti. Ankara Antlaşması'ndan bu yana, yarım asrı aşkın süredir Türkiye’yi kapısında bekleten bu yapı, mesele Türkiye olduğunda her daim kendi koyduğu kuralları çiğnemekte bir beis görmemiştir...
Biz bu filmi çok izledik...!
Türkiye'nin tam üyelik sürecinde Ankara'nın önüne sonu gelmez, sürekli şekil değiştiren, hedefi sürekli öteleyen bir ev ödevleri listesi konuldu.
Kopenhag Kriterleri dendi, Türkiye en köklü anayasal reformları hayata geçirdi;
Uyum paketleri dendi, geceli gündüzlü meclis mesaileriyle mevzuatlar........
