Tan Oral çiziyor...
Diğer
15 Ocak 2026
Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor
Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor
Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor
15 Ocak 2026
Yalanlanmayan bir iddiaya göre Bebek Oteli’ne arama yapmak üzere gelen jandarmalardan biri kapıdaki görevlilere “içeride ünlü biri olup olmadığını” sormuş.
Niye sorduğunu tahmin edebiliyorum çünkü bu operasyon özellikle tanınmış kişileri hedefliyor gibi bir görüntü oluştu.
Sahne, tiyatro, film, sosyal medya ünlüsü fark etmiyor, yeter ki kamuoyunda tanınmış biri olsun.
Baskın sırasında üstü iki kere aranan, herhangi bir madde bulunmamasına rağmen yine de derdest edilip karakola götürülen Can Yaman örneğinde olduğu gibi.
Zaten sadece Can Yaman örneği bile bu operasyonda temel bir kuralın ihmal edildiğini gösteriyor:
Delilden sanığa gidilmiyor, önce sanık bulunup ardından delil aranıyor!
Ardı ardına operasyonlar yapılmasındaki amaç da bu gibi görünüyor: İtirafçı olabilecek kişilerden yeni isimler elde ederek, soruşturmayı genişletmek!
Bu arada hayatı boyunca uyuşturucu ya da uyarıcı maddelerden uzak durmuş kişiler bile bu amaçla gözaltına alınıyor, kan ve saç örnekleri toplanıyor vs.
Demokratik hukuk düzeninde ceza yargılamasında, masumiyet karinesi, delillerin hukuka uygun olarak elde edilmesi ve savcının iddiasını şüpheye yer bırakmayan deliller ile ispatlamak zorunda olması beklenir. Şüphe varsa, bundan da sanık yararlanır.
Oysa her gün beş altı kişilik şöhretli grubuyla genişleyen bu soruşturmada masumiyet karinesi çoktan unutulmuş durumda.
Herkes bir sabah vakti evinden polis ya da jandarma tarafından toplanıyor, teşhir edilerek adli tıp muayenesine götürülüyor, teşhir edilerek savcılığa ve mahkemeye çıkarılıyor.
Hazırlık soruşturmasının gizliliği diye bir şey tamamen unutulmuş durumda.
Sanık kapıdan çıkıyor, ifadesi ve telefonundaki mesajlara kadar bütün özel hayatı medyaya servis ediliyor.
Kimin tutuklanacağı, kimin adli kontrol ile serbest kalacağı da bir tür piyango gibi.
“Adli kontrol ile serbest bırakılmanın” da tutuklamaya benzer şekilde kişinin özgürlüğünü kısıtladığı gerçeğini de tamamen unutmuş görünüyoruz.
“Yaşasın adli kontrolle serbest bırakıldı” diye neredeyse havai fişek atılacak, davul zurna çalınacak.
Operasyonlar ile ilgili haberleri özellikle havuz medyasından takip ediyorum çünkü belli ki oralara Adliye’den direk hat bağlanmış.
“Fuhuş” suçlaması ile ilgili maddi bir delil elde edildiğini görmedim.
Hatta insanların birbirleriyle sevişmeleri bile “fuhuş” diye tanımlanıyor gibi bir görüntü yaratılıyor.
Bu kadar insan........
