menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çipras geri dönüyor: Yunan solunun enkazından yeni bir lider çıkabilir mi?

29 0
19.05.2026

2015 yılında kazandığı seçimle dünyadaki sol hareketlere ilham veren, Türkiye’de de “kendi Çipras’ımızı bulma” tartışmalarına sebep olan eski Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın siyasete geri döneceği söylentileri geçtiğimiz haftalarda Yunan medyasında önemli bir yer buldu. Çipras’ın yeni kuracağı bir parti ile seçime girmesi durumuna ilişkin yapılan anketlerde, bu yeni siyasi hareketin yüzde 15 civarında bir destek ile siyasi hayatına başlayacağının görülmesi üzerine Yunanistan’daki siyasi partilerden çeşitli açıklamalar gelmeye başladı. Hükümetteki merkez sağ Yeni Demokrasi Partisi, Çipras’ın dönüş çabasını kibirli bir hamle olarak görürken sosyal demokrat PASOK-KINAL Partileri ise kendisini geçmişin krizleri ile ilişkilendiriyor. Çipras’ın dönüşünün nedenleri ve olası sonuçları incelenmeye değer.

Yunanistan’da 1967 yılında başlayan askeri cunta rejimi ile birlikte uygulanan baskıcı uygulamalar, ülkeyi ekonomik ve siyasi olarak hayli negatif etkilemişti. 1967-1974 arasında birçok siyasi kriz ve iç darbe nedeniyle bir milyon civarı Yunan ülkeden göç etmişti. Göç ve siyasi krizler nedeniyle ekonomik sorunları giderek artan Yunanistan’da cunta rejimi, 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından demokrasiye geçiş kararı almış tekrar yetkiyi halka devretmişti. Bunun üzerine Üçüncü Yunan Cumhuriyeti dönemi başlamıştı. Yunanistan, tekrar demokrasiye geçişinin ardından dominant iki parti tarafından dönüşümlü olarak yönetilmeye başlandı: sosyal demokrat PASOK ve merkez sağ Yeni Demokrasi Partisi. Bu iki partinin yıllar içinde oluşan rekabetinin içinde Yunanistan ekonomisi büyümeye başlamıştı. Fakat buradaki büyümede dikkat çeken şey ise aynı şekilde borçların da artıyor oluşuydu. 1970’li yıllarda gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 20 civarı kadar olan toplam borç, 2000’li yılların ortalarında yüzde 110’u aşkın bir seviyeye yükselmişti. Borçlarla finanse edilen mega yatırımlarla Yunan ekonomisi ise hâlâ büyümeye devam ediyordu. 2008 Dünya Ekonomik Bunalımı ile bu durum tepetaklak oldu. Ülkeye borç veren bankaların ödemelerini talep etmesi ve Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinin Yunanistan’daki krizin Euro’nun ve ardından AB’nin geleceğini tehdit edeceği korkusu nedeniyle Yunanistan, gayet katı kemer sıkma politikaları uygulamaya başladı. Sosyal demokrat PASOK döneminde maaş kesintileri, kamu çalışanı azaltımı, emeklilik reformlarıyla başlayan süreç, 2009 yılından itibaren ülkedeki sosyal ve siyasal gerginliği giderek artırdı. GSYİH yüzde 25 civarı azaldı, işsizlik yüzde 27’leri bulurken genç işsizlik oranı yüzde 50’yi geçti, yüzlerce şirket battı, intihar oranları yüzde 35 arttı ve de 350 bini aşkın kişi ülkeden göç etti. Bütün bu sürecin sonunda, ülkede AB karşıtı siyasi akımlar yükselirken kemer sıkma politikalarına karşı olan merkez sol seçmen, partileri PASOK’un bu politikalara düzenli olarak destek vermesi nedeniyle yeni bir alternatif arıyordu. Aleksis Çipras işte bu aşamada parladı. Siyasi Kriz

Ocak 2015’te gerçekleşen genel seçimlerde Aleksis Çipras’ın demokratik sosyalist Syriza partisi yüzde 36’lık bir oy oranı ile........

© Serbestiyet