Çocukluğumuzdaki kışlar!
Çocukluğumdan hatırlarım; kış aylarında bacalar kürününce sokaklar kar yığınları ile dolardı. Hatta o yığınlar içinde tüneller kazarak oyunlar oynardık...
Bu kar yığınlarının üzerinden bacadan bacaya geçerek kısa sürede varacağımız yere ulaşırdık. Kar, her ne kadar sıkıntı verse de biz çocuklar mutlaka eğlenceli bir tarafını icat ederdik...
Bu kimi zaman kardan yaptığımız Eskimo sitili bir barınak olurdu...
Kimi zaman da damlardan, bacalardan kar kümelerinin üzerine atlamak!
Son günlerde bölge illeri ile birlikte kent genelinde etkili olan kar yağışı, eski kışları aratmadı. Erzurum, Şubat 2004’te bu kadar etkili bir yağışa sahne olmuştu. Günlük yağan kar kalınlığı 110 santimetre olarak ölçülmüş ve resmi kayıtlata geçmişti.
O tarihten bu yana en fazla kar yağışı geçtiğimiz şubat ayı sonlarında yağdı. Verilere göre 2004 teki yağışların yarısı kadar bile olsa, vatandaşı bir hayli zorladı.
Yağışların ardından bir haftadan fazla süre geçti. Ancak hala tam anlamı ile karla mücadeleden söz etmek mümkün değil. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi mahalle araları kar kümeleri ile dolu.
Belediyeler “karları bir yere biriktirip sonra kamyonlar ile şehir dışına taşır” diye düşünmüştüm ama aradan geçen süreye bakınca, “ erimesini bekleyecekler” kanısı oluşmaya başladı...
Yağışların olduğu ilk günler sosyal medyada bir hayli tepki vardı belediyelere. Yeteri kadar karla mücadele yapılmadığından şikayetçiydi vatandaş...
Her kez kapısının önünü karın yağdığı ertesi günü temizlenmesini ister! Ancak teknik olarak bu imkansızdır. İşte o eleştirilere karşıydım şahsen...
İşte o zaman ne kadar karla mücadele ekiplerine hak veriyorsam şimdi de eleştiriyorum. Aradan geçen zamana bakınca mahalle aralarında gördüğüm kar kümeleri, bana çocukluğumu hatırlatıyor.
