Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor: Toplum Nereye Gidiyor?
Herkes Konuşuyor, Kimse Dinlemiyor: Toplum Nereye Gidiyor?
Bencilliğin, enaniyetin, öfkenin ve tahammülsüzlüğün kuşattığı bir toplumda insanlar artık birbirini anlamaya değil, birbirine üstün gelmeye çalışıyor. Empatiyi bile unuttuğumuz bir dönemde, bizi bir arada tutan değerlerimizi de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.
İnsan, konuşarak anlaşabilen, dinleyerek öğrenebilen ve karşısındakinin hâlini anlayarak birlikte yaşayabilen bir varlıktır. Ancak bugün toplum olarak ciddi bir iletişim ve değerler krizi yaşıyoruz. Herkesin söyleyecek bir sözü, savunacak bir fikri, anlatacak bir derdi var. Fakat ne yazık ki kimsenin karşısındakini dinlemeye, anlamaya ve anlamlandırmaya tahammülü kalmadı.
Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Herkes haklı, herkes kendinden emin, herkes kendi penceresinden dünyayı yorumluyor. Peki, hiç kimse mi haksız değil? Hiç kimsenin yanılma ihtimali yok mu? İşte tam da burada enaniyet, yani kişinin kendisini merkeze koyması, başkalarını küçümsemesi ve kendi düşüncesini mutlak doğru kabul etmesi karşımıza çıkıyor.
Ben merkezli bir toplumun çıkmazı
Bugün bireyselleşmenin ötesinde, bencilliğin giderek sıradanlaştığı bir toplumsal yapıyla karşı karşıyayız. “Ben” diyoruz; benim düşüncem, benim hakkım, benim çıkarım, benim hayatım… Peki, ya karşımızdaki insan? Onun duyguları, düşünceleri, yaşadıkları ve hakları ne olacak?
Enaniyet, insanın yalnızca başkalarını dinlemesine engel olmuyor; aynı zamanda kendi kusurlarını görmesini de zorlaştırıyor. Eleştiriye tahammül edemeyen, farklı düşünceleri tehdit olarak algılayan ve her tartışmayı bir güç mücadelesine dönüştüren bir anlayış, toplumsal huzuru da zedeliyor.
Öfke,........
