Bir Cennet Sorusu
Sonunda... Hesaplar görülmüş. Hesaplar kapatılmış. Hesap vakti tamamlanmış. Defterler dürülmüş. Kimine sağından, kimine solundan geri verilmiş. İyice okunsun, itiraza mahal kalmasın diye... Sağır eden bir sessizlik hakim bu mahşer gününün mahşer yerine. Çıt çıkmıyor, ne garip...Sıra şimdi, herkesin kendi payına düşenle yüzleşme vakti. Kendi. Her koyunun kendi bacağından asılmasının en dik alası... Yardım yok, herkes kendi derdinde. Hiçbir babayiğit çıkıp da "Hesaplar benden!" diyemez bugün mesela. Zira yüzleşme günü bu. Hesap gününün bir an ertesi, hemen yanı başı.Bunun olacağını; bunların yaşanacağını söylemişlerdi, söylemesine. Ona göre yaşa, demişlerdi. Öyle yazıyordu. Fakat kolay mıydı o kadar? Değildi. Hiç değildi. Hala hatırımda. Sızlanmanın anlamı yok artık gerçi. Payıma düşenleri yaşamanın; o zehri içmenin zamanı. Çünkü ben başaramayanlardanım. Payına zehir ve irin içmek düşenlerdenim. Pişman da değilim bir yandan. Kızgınım sadece. Çok kızgın. Hadsizce, alacaklı gibi hisseden... Pişman........
