Hristodulidis, Anastasiadis’in daha kötü versiyonudur…
Geçmişi oldukça gerilere uzanan ulusal ideallerin baskısı altında seçilmiş bir başkan olmak kolay değildir. Hele seçildiğiniz toplum, tarihini sürekli geçmişin travmaları ve geleceğin beklentileri arasında yaşamaya devam ediyorsa, attığınız her adım sadece bugünü değil, dünün yükünü de taşır.
Bu yazıda Kıbrıs Türk toplumunda liderlik ya da KKTC’de cumhurbaşkanlığı makamını değerlendirmeyeceğim. Ancak tek cümlelik bir vurgu yapmadan da geçemem. Nasıl ki her 10 numaralı formayı giyen futbolcu Messi olmazsa, KKTC Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan herkes de o makamın ağırlığını taşıyamaz. Taşınamadığını da yaşayarak gördük. KKTC siyasetini azıcık bilen herkes, bu cümleden neyi kastettiğimi anlayacaktır.
Rum toplumunda Makarios ve Kiprianu hariç, öteki başkanları yakından tanıma fırsatım oldu. Klerides’i, toplumsal çıkarlarına bağlılığının yanında devlet adamlığı refleksleriyle de hatırlıyorum. Vasiliu’nun, Papadopulos’un, Hristofyas’ın ve Anastasiadis’in her birinin farklı siyasi karakterleri vardı. Onları da bugün değerlendirmek istemem.
Bugün üzerinde duracağım isim, mevcut başkan Nikos Hristodulidis.
Hristodulidis, EOKA kuşağının siyasetçilerinden değil. Bu nedenle göreve gelirken daha esnek, daha çağdaş ve çözüm odaklı bir siyaset izleyebileceği yönünde beklentiler oluşmuştu.
Seçildiğinden kısa süre, siyasi duruşu netleşince, bazı çevreler onu “ikinci Tasos Papadopulos” olarak tanımlamıştı… Ben ise ilk günden buna katılmamıştım.. Bana göre Hristodulidis, ikinci Papadopulos değil, ikinci Anastasiadis olmaya daha yakındı. Hatta........
