“Bizimkisi yolsuzluklar hikâyesi!..”
Yeğencilik (nepotizm), yağma (kleptokrasi), ihaleye fesat karıştırma, hortumlama, rüşvet, mala çökme, dolandırıcılık, sahtecilik, devlet mekanizmalarını işgal, medya operasyonları, haksız kazanç, çeteleşme, bürokraside liyâkatsizlik, şike… Daha onlarcasını sayabilirim! Bu saydıklarıımın bir bölümü, ülkenin kuruluş aşamasında da vardı ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan kötü bir mirastı. Çok partili döneme geçişin ardından misliyle arttı. Merkez sağ iktidarların yönetiminde, Türkiye bir yandan geri bıraktırılırken, yolsuzluk ve kayırma siyaset yapmanın diğer adı olmuştu. 12 Eylül Askerî Darbesi ile bu kara düzenin ötesine geçildi, cunta generalleri ve onların yardakçıları hızlıca semirdi. Anavatan Partisi (ANAP) rüşvet ve ‘köşe dönmeciliği’ bir marifet saydı. Gerisini diğer partilerin kurduğu hükûmetler getirdi. Sonra AK Parti hükûmetleri ve belediyelerinde bu hâl, muz cumhuriyetlerinin bile ötesine geçti. Bugün ise yolsuzluğun ve kayırmacılığın destanını yazıyorlar.
Dünyada gelişmiş ülkelerde de, gelişen ülkelerde de yolsuzluklar ve dolandırıcılıklar olur, bu doğru… Ancak birbirine benzer ve art arda dolandırıcılıkların tekrarlanması, o ülkedeki denge ve denetleme mesanizmalarının yetersizliğini ve yargının bu konularda caydırıcı olmadığını gösterir. Genellikle böyle ülkelerde siyasî iktidar, bürokrasi ve yargı yolsuzluk ve dolandırıcılığın ya göbeğinde ya da hemen yanındadır.
Bu sebeple fiilî işleyenlerin ya hiçbir bedel ödemeyeceği ya da göstermelik ceza ve yaptırımlarla yakayı kurtaracağı, yaptığı vurgunun yanına kâr kalacağı kanısı toplumsal bilince işler. Bu da doğrudan ya da dolaylı olarak yolsuzluk ve dolandırıcılığı teşvik eder.
PUSLU HAVAYI KİMLER SEVER?
Bu tarif sanırım, Türkiye’deki durumu anlatmak için yeterli… Eğer bir ülkede yolsuzluklar, dolandırıcılık, organize suçlar varsa, o ülkede şeffaflığın ve hesap verebilirliğin olmadığını görüyoruz. Uluslararası bağımsız kuruluşların küresel raporları incelendiğinde, Türkiye’nin yolsuzluk algısı, şeffaflık eksikliği ve dolandırıcılık gibi finansal suç eğilimleri açısından benzerlik gösterdiği ülkelerin gerek toplumsal, gerek ekonomik ve siyasî açıdan pek de gelişmemiş olan ülkeler olması dikkat çekici.
Bu sebeple Uluslarararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) raporlarını incelemekte fayda var.
YOLSUZLUKLAR LİGİNDE İDDİALIYIZ!
Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından her yıl yayınlanan ve ülkelerin kamu sektöründeki yolsuzluk algısını ölçen endeks olan ‘Yolsuzluk Algı Endeksi’ (Corruption Perceptions Index-CPI) sıralamasında Türkiye’nin yeriyle başlayayım. 2025 CPI raporuna göre; Türkiye, 100 üzerinden 31 puan alarak 182 ülke arasında 124’üncü sırada yer aldı. Bu puanlama ve sıralama baz alındığında, kamu sektöründe yolsuzluk algısı, denetim mekanizmalarının zayıflığı ve organize dolandırıcılık eğilimleri açısından Türkiye ile benzer seviyede yer alan veya benzer yapısal sorunlar yaşayan ülkeler arasında; Cibuti, Beyaz Rusya, Özbekistan,........
