menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aile Şirketlerinin Geleceği Evde Başlar: Bir Annenin Mirası

13 0
05.10.2026

Aile şirketleri nasıl kurulur?

Çoğu zaman bir fikirle…

Bazen küçük bir dükkânda, bazen bir atölyede, bazen de bir evin mütevazı bir odasında başlayan bir girişim, yıllar içinde büyür; çalışanları, müşterileri, markası ve kurumsal yapısıyla bir şirkete dönüşür.

Fakat aile şirketlerinin hikâyesinde çoğu zaman gözden kaçırılan başka bir başlangıç daha vardır: Aile.

Çünkü bir aile şirketinin geleceği yalnızca şirketin içinde değil, ailenin içinde de şekillenir.

Belki de şu soru, aile şirketlerinin sürdürülebilirliği açısından en az “Şirketi bizden sonra kim yönetecek?” sorusu kadar önemlidir: “Bizden sonra bu değerleri kim taşıyacak?”

Aile şirketlerinde yönetim kurulları vardır.

Genel kurullar, toplantılar, stratejik planlar, bütçeler, hedefler vardır.

Ama bütün bunların ötesinde, şirketin görünmeyen bir yönetim kurulu daha vardır.

Bu kurul çoğu zaman bir evin içinde toplanır.

Gündeminde sevgi, güven, sorumluluk, paylaşma, adalet, dayanışma, emek ve aidiyet vardır.

Kararları tutanaklara geçmez.

Ama alınan kararlar, bazen şirketin gelecek kuşaklarını şekillendirir.

Bu görünmeyen kurulun en güçlü üyelerinden biri ise çoğu ailede annedir.

Anne; şirketin yönetiminde yer almasa, hissedarı olmasa, herhangi bir resmi unvan taşımıyor olsa bile ailenin değerlerini şekillendirebilir.

Çocuklarına çalışmayı, paylaşmayı, sorumluluk almayı, başkasının emeğine saygı göstermeyi, başarının yalnızca kazanmak olmadığını anlatabilir.

Böylece aslında şirketin geleceğine yatırım yapar.

Bilançoda görünmeyen sermaye

Aile şirketlerinin bilançolarında görünmeyen ama şirket değerini doğrudan etkileyen bir sermaye vardır:

Birlikte başarma kültürü.

Bunların hiçbiri bilançoda bir satır olarak görünmez.

Ama aile şirketlerinin kuşaklar boyunca ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurların arasında yer alır.

Çünkü bir şirketi bir kuşaktan diğerine yalnızca sermaye taşımaz.

Değerlerin taşınması ise kendiliğinden gerçekleşmez.

Değerler yaşanır, paylaşılır ve yeni kuşaklara aktarılır.

İşte bu noktada annenin rolü, yalnızca aile içindeki rolünün çok ötesine geçer.

Bir annenin bana bıraktığı miras

Bu yazıyı benim için farklı ve anlamlı kılan da işte bu düşünceler.

Çünkü bu konuya yalnızca bir iş insanı ya da bir iç denetim profesyoneli olarak bakmıyorum.

Bir evladın hafızasından da bakıyorum.

Annem 6 Ekim 2004 tarihinde vefat etti.

Ertesi gün, İstanbul’da düzenlenen uluslararası Avrupa İç Denetim Konferansı’nın açılışını yapmam gerekiyordu.

Uzun süredir hazırlıkları devam eden konferansa dört kıtadan, 33 ülkeden konuklar gelmişti.

Bir tarafta hayatımın en büyük acılarından biri vardı.

Diğer tarafta uzun süredir hazırlanılan, Türkiye ve mesleğimiz açısından önemli bir sorumluluk…

O zor günlerde annemin bana yıllar önce söylediği sözler zihnimde yeniden yankılandı:

“Benim senin anan olduğum gibi sen de işinde ana ol, insan yetiştir; işine ve mesleğine karşı verici ol.”

Bir başka cümlesi ise hayatım boyunca bana yol gösterdi:

“Kendini öyle yetiştir ki herkese örnek ol.”

O gün annemin sözlerinin yalnızca bir anne nasihati olmadığını daha iyi anladım.

Bana aslında bir liderlik anlayışı bırakmıştı.

İnsana yatırım........

© Hürses