Kudüs’e Vali Olmak
Fanatiklik derecesindeki CHP’li bir arkadaşımla karşılaştık; burnundan soluyordu... Hâl hatır dahi sormadan, “Bu hafta CHP’nin neresini eleştireceksin?” diye sordu... Bu hafta gündemimde CHP yok, dedim ama muhatabım buna inanamıyordu... Belki sizler de inanmayacaksınız ama yangın yerine dönen Cumhuriyet Halk Partisi’nin ülke gündemine yansımalarını görmezden gelmek gibi bir niyetim olmasa da, siyasetin gündemi iç tartışmalarıyla dolup taşsa da, ‘biz çıkalım kerevete’ misali, gündeme meltem rüzgârı gibi serinlik veren ve içimizi ısıtan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin duasından ve bu duanın yansımalarından bahsedeceğim... Çünkü o gündemde Kudüs var... Dua var... Umut var... Ve İsrail’den çok İsrail ağzıyla konuşanlar var... Bence böylesi bir konu, “Mutlak Butlan” sonrası CHP’de yaşananlardan daha öncelikli... Çünkü bazı gelişmeler günlük siyasetin gürültüsü içinde kaybolup gitse de, bazı sözler ve bazı dualar vardır ki; yalnızca
söylendiği ana değil, vicdanlara ve hafızalara da hitap eder. İşte bugün dikkat çekmek istediğim konu da tam olarak budur. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, 6 Haziran 2026 tarihinde daha önce valilik yaptığı Çorum’da katıldığı toplantıda, “Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et” diye dua ettiğini söylemesi, birçok insanın gönlüne su serptiği gibi bazılarını da rahatsız etti. Bir kesim, bu açıklaması sonrası, İsrail’den dahi tepki gelmeden adeta etinden et kesilmiş gibi öfkeyle feryat etmeye başladı... Bazı siyasi liderler, gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları, bu sözlere akla hayale gelmeyen, yer yer ölçüyü aşan ve sağduyuyla izahı güç olan sert eleştiriler yöneltti. Kimisi “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini hatırlattı, kimisi devlet adamlığının ciddiyetinden dem vurdu... Eleştiriler giderek sert bir polemik hattına taşındı... Tartışma büyüdükçe mesele bir dua olmaktan çıktı, ideolojik bir turnusol kâğıdına dönüştü. Burada dikkat çekici olan, sözün kendisinden çok o söze verilen tepkilerin başlı başına bir siyasi gösteriye dönüşmesiydi. Tepkiler, sosyal medyanın dijital “Ağlama Duvarı’na yazılan öfke cümleleri gibi, kutuplaşmanın taşlarını üst üste koydu. Bir bakanın böyle bir temennide bulunmasına tepkinin İsrail’den gelmesi belki anlaşılabilir. Ancak Türkiye içinde bazı çevrelerin İsrail’den çok daha sert pozisyon alması, anlaşılamaz ve kabul edilemez...
Bu nedenle de mesele yalnızca diplomatik bir değerlendirme olmaktan çıktı; iç siyasetin en sert kutuplaşma alanlarından birine dönüştü.
Bu ülke; sınırlarımızda Suriye olacağına Kürdistan olsun diyeni gördü... İran ile Türkiye........
