Toplumsal öfkenin ilk durağı; Aile
Sosyolojik açıdan bakıldığında, bu davranışlar çoğunlukla uzun bir öğrenme sürecinin sonucudur. Öfke, insanın temel duygularından biridir; ancak onu yıkıcı ya da yapıcı kılan, bireyin bu duyguyla nasıl baş etmeyi öğrendiğidir. Bu öğrenmenin başladığı ilk ve en etkili alan ise ailedir.
Aile, bireyin dünyayla kurduğu ilişkinin temel referans noktasıdır. Güven duygusu, sınır bilinci, çatışma çözme kapasitesi ve duygusal denge ilk olarak aile ortamında şekillenir. Öfkenin bastırıldığı, yok sayıldığı ya da şiddetle ifade edildiği aile yapılarında yetişen bireyler, bu duyguyu sağlıklı biçimde düzenlemeyi öğrenemez. Böyle bir zeminde büyüyen çocuk için öfke, kontrol edilecek bir duygu olmaktan çıkar; bastırılan ya da taşan bir davranış biçimine dönüşür.
Toplumsal güven duygusunun zayıfladığı dönemlerde bu durum daha da görünür hâle gelir. Birey, kendini güvende hissetmediği, yarına dair öngörü geliştiremediği ve destek mekanizmalarına erişemediği ölçüde öfkesini yönetmekte zorlanır. Güvensizlik, yalnızca dış dünyaya karşı değil; bireyin kendine ve çevresine........
