1981’den bugüne: “Yeni Dünya Düzeni”ni anlatan bir Yeşilçam sahnesi üzerinden topluma bakmak
1981 yapımı Feryada Gücüm Yok, yıllar sonra yeniden gündeme gelen bazı sahneleri nedeniyle bugün farklı bir gözle izleniyor. Özellikle Nuri Alço’nun canlandırdığı karakterin medya, sermaye, kültür ve toplum üzerindeki etkiden söz ettiği bölüm, filmin çekildiği dönem ile günümüz arasında dikkat çekici paralellikler kurulmasına neden oluyor.
Bugün bu sahneyi izleyen birçok kişi, “1981 yılında bunlar nasıl biliniyordu?” diye soruyor.
Aslında soruyu biraz değiştirmek gerekiyor: Film geleceği mi öngörüyordu, yoksa dönemin toplumsal dönüşümünü mü okuyordu?
1981 Türkiye’si, 12 Eylül 1980 askerî darbesinin hemen sonrasıdır. Türkiye siyasal, ekonomik ve toplumsal açıdan önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. Ekonomide liberalizasyon ve dışa açılma yönünde adımlar atılırken, toplumun kültürel yapısında da yeni tüketim kalıpları ve yaşam tarzları belirginleşmeye başlamıştır.
Tam da böyle bir dönemde çekilen filmin bazı diyalogları bugün “Yeni Dünya Düzeni” kavramıyla ilişkilendiriliyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Filmde anlatılanları, bugünkü anlamıyla dünyayı yöneten gizli bir örgütün kanıtı olarak değerlendirmek doğru değildir. Bunun için tarihsel veya akademik bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak filmi tamamen önemsiz bir tesadüf olarak görmek de aynı derecede eksik olur.
Çünkü film, çok daha gerçek ve sosyolojik bir meseleye temas etmektedir:
İnsanların düşünceleri ve tercihleri nasıl şekillendirilir?
Bir toplumun dönüşmesi için insanlara doğrudan emir vermek her zaman gerekli değildir. Medya, reklam, popüler kültür, tüketim alışkanlıkları ve toplumsal prestij mekanizmaları aracılığıyla insanların neyi güzel, neyi değerli, neyi modern ve neyi arzu edilir bulduğu değiştirilebilir.
1981’de bunun en güçlü araçlarından biri televizyondu.
Bugün ise televizyonun yanında sosyal medya, dijital platformlar, algoritmalar, kişiselleştirilmiş reklamlar ve veri ekonomisi bulunuyor.
Eskiden milyonlarca insan aynı televizyon programını izliyordu.
Bugün milyonlarca insan aynı platformların içerisinde birbirinden farklı içeriklerle karşılaşıyor.
Fakat temel mesele değişmiyor:
İnsan neyi görüyor, neyi görmüyor ve gördükleri onun dünyasını nasıl biçimlendiriyor?
Filmdeki replik bugün neden dikkat çekiyor?
Filmde Nuri Alço’nun canlandırdığı Oğuz karakterinin sözleri, bugün özellikle bu açıdan dikkat çekiyor:
“Büyük oynuyoruz. Her yerde adamlarımız var. Turizme büyük önem veriyoruz. Önce, insanlarda tatil yapma özlemini yaratacağız. Bunun için basın, radyo, televizyon gibi araçlarla kampanyaya giriştik. […] On yıl sonra yepyeni bir kuşak yetişecek. Kılığı kıyafeti, yediği içtiği, saç şekli, dinlediği müzik hep bizim tarafımızdan empoze edilecek. Yepyeni bir dünya kuracağız. İnsanların hangi kitapları okuyacağını, hangi filmleri seyredeceğini biz tayin edeceğiz. Zaten bu filmleri çeken de kitapları yazan da bizim ekibimiz olacak. Geniş bir sanatçı kadromuz var. En iyi ressam, tiyatrocu, besteci, şarkıcı, yazar, yönetmen gibi elemanların hepsini bünyemizde topladık…”
“Büyük oynuyoruz. Her yerde adamlarımız var. Turizme büyük önem veriyoruz. Önce, insanlarda tatil yapma özlemini yaratacağız. Bunun için basın, radyo, televizyon gibi araçlarla kampanyaya giriştik. […] On yıl sonra yepyeni bir kuşak yetişecek. Kılığı kıyafeti, yediği içtiği, saç şekli, dinlediği müzik hep bizim tarafımızdan empoze edilecek. Yepyeni bir dünya kuracağız. İnsanların hangi kitapları okuyacağını, hangi filmleri seyredeceğini biz tayin edeceğiz. Zaten bu filmleri çeken de kitapları yazan da bizim ekibimiz olacak. Geniş bir sanatçı kadromuz var. En iyi ressam, tiyatrocu,........
