menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KOKUSU BİZDEN

65 0
29.10.2026

Karınca vadisine vardıklarında bir karınca seslendi: “Ey karıncalar, yuvalarınıza girin! Süleyman (a.s.) ve askerleri farkında olmadan sizi ezmesin.”

Güneye bakan bir yamaç düşünelim. Otlar kısa, toprak ılık. Taşların arasında yabani kekik açmış; mor çiçekleri kokusunu bütün yamaca dağıtıyor.

Çiçeklerden birinin içinde, pirinç tanesinden küçük bir tırtıl var. Birkaç haftadır kekiğin goncalarıyla besleniyor. Kokusu kekik kokusu; kimse dönüp ona bakmıyor.

Bir gün tutunduğu çiçeği bırakıyor. Kendini toprağa salıyor, bir yaprağın altına sokulup bekliyor.

Beklediği şey bir kapı. O kapıyı ona birazdan, kapının sahipleri açacak.

Çok geçmeden bir kırmızı karınca çıkagelir. Yabancıyı antenleriyle yoklar. Tırtıl ne kaçar ne saldırır; sırtındaki küçük bir bezden tatlı bir damla sunar. Karınca tadar, yeniden yoklar. Bir damla daha.

İkramın ardından tırtıl gövdesini kabartır, sırtını kamburlaştırır. Bu duruş, karıncanın kendi yavrusunun duruşudur. Teni de karınca yavrularının kokusunu taşır. Karınca tereddüt etmez; onu çenesine alıp yuvaya taşır.

Hem de yuvanın en emin odasına: koloninin yarınlarını, kendi yavrularını sakladığı odaya.

Kapıda sorulan tek şey kokudur. Koku doğrudur, duruş doğrudur. Yabancı artık yabancı değildir.

Kapılar kapanınca misafir sofraya oturur. Sofra, ev sahibinin çocuklarıdır.

On ay kadar orada kalır. Kışı yuvanın derinlerinde geçirir, bahar gelince sofraya döner. Kimi zaman yuvada kışlayan bütün yavruları tüketir; geride yarını kalmamış işçiler kalır, onlar da dağılıp gider.

Ama karıncaları kandıran yalnız koku değildir. Yuvanın karanlığında bir de ses vardır.

Bilim insanları karıncaları özel mikrofonlarla dinlediklerinde şaşırtıcı bir şey duydular. Kraliçe karınca, işçilerden farklı bir ses çıkarıyordu; işçiler bu sese yalnız kraliçeye gösterilen bir hürmetle karşılık veriyordu. Tırtılın, hatta pupasının çıkardığı ses ise işçilerinkine değil, kraliçeninkine benziyordu.

Koku, misafiri yuvaya kabul ettirmişti. Ses onu tahta oturttu.

Aynı soydan bir akrabasında iş daha da ileri gider.........

© Habername