Dilek Mi, Çağrı Mı?
Bitmedi. Biter mi? Yine uzun zamandır sınavlarla sınanan halkımızdan yalnız cüzdanları değil, umutları da tükenen yurttaşlarımıza, kalmaya değil, göçe zorlanan gençlerden, “giderlerse gitsinler” denilen hekimlere, sessiz sokaklardan suskun kadınlara, tedirgin gençlerden temkinli yaşlılara, emeğin yok sayılışından cesaretin kırılmasına, emekçinin alnındaki terin görmezden gelinmesinden, kadınların öldürülmesine kadar sırta binen ve bir türlü inmeyen yüklere yönelik ne yazılsa eksik kalacağını bilerek yine ve yeniden yazmak…
Yetinmemek; gençler geleceğini başka ülkelerde aramasın, kadınlar sokaklarda korkarak yürümesin, emekliler market market indirim kovalamasın, çocuklar okula aç gitmesin, büyük umutlarla okuyanlar duvarda asılı diplomalarına bakıp iç geçirmesin, anneler ağlamasın, babalar üzülmesin, öğretmenler atansın, fabrikalar kapanmasın başlıklarını açmaya çalışmak ama yetmeyeceğini bilmek…
Sonra da giden yıl omuzlarımıza çok ağır yükler bindirip gittiği için ‘hangi birinden başlamalı acep’ diye iç geçirerek, ‘yoksulluğun kemirdiği sofralardan mı, adaletsizliğin gölgesinde kısalan hayatlardan mı, susturulan seslerden mi, hayata geçmeyen hayallerden mi, örselenip bitirilen umutlardan mı, çocukların gülümsemesini bile çok gören uygulamalardan mı, babalarına, annelerine, eşlerine hasret kalanlardan mı, susturulan seslerden mi söz etmeli’ diye bitmeyen soruları ardı ardına sıralamak...
Hal böyleyken susarak değil direnerek, az korkup çok nefes alalım, sonra da uyanarak dileklerimize bakalım…
Keşke 2026 sosyal devletin, hukuk devletinin, dayanışmanın güven ortamının, ötekileştirmeyen dilin, nezaketin, insan haklarının, çocuk haklarının, kadın haklarının, emekçi ve emekli haklarının, hayvan haklarının, eğitime ve sağlığa erişilebilirliğin daha çok dikkate alındığı bir yıl........
