ALEVİLERE KARŞI BİTMEYEN NEFRET: YALNIZCA TARİHLER VE İSİMLER DEĞİŞİYOR
Yalnızca tarihler ve isimler değişiyor
Gazeteci Kemal Öztürk’ün NTV’de katıldığı bir canlı yayında, “Bu Nusayrilerin (Arap Alevilerinin) hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor” sözleriyle başlayan tartışma, Türkiye’de Alevilere yönelik nefret söyleminin hâlâ ne kadar canlı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Öztürk, yükselen tepkiler üzerine önce sözlerinin Sednaya Hapishanesi’nde yaşananların yarattığı “duygusal tepki ve hissiyatı anlatmak” amacıyla kullanıldığını, sözlerinin çarpıtıldığını söyledi. Tepkilerin devam etmesi üzerine ise kendisini Adana’dan arayan “Nusayri bir dostunun” uyarısından söz ederek açıklamasını genişletti ve sonunda sözlerinden dolayı özür diledi.
Ancak burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Öztürk, Sednaya’daki mağdurların yaşadığı acıyı anlatmak için bu denli ağır bir ifadeyi kullanırken, daha bir yıl önce, Mart 2025’te Tartus, Lazkiye, Kirdaha, Humus ve Hama’da HTŞ ve El Nusra tarafından kadın, çocuk yaşlı demeden katledilen Arap ve Türkmen Alevileri için neden aynı “duygusal tepki ve hissiyatı” dile getirmedi?
Benzer bir tartışma Altan Tan’ın sözleri üzerinden de yaşandı. Yasa değişikliğine karşı çıkan çok sayıda kişi, çevre ve toplumsal grup ortadayken, “Hayır” cephesinin bütün faturasını Alevilere kesen Tan; üstelik bunu “Ateist Alevilik”, “Alisiz Alevilik” ve “sözde Alevilik” gibi ifadeler üzerinden yaptı. Kendisini “Kürt muhafazakâr bir İslamcı” olarak tanımlayan Tan, yükselen tepkiler karşısında ise bu kez Aleviliği kendi anlayışına göre tarif etmeye yöneldi.
Bütün bunlar tekil ve münferit örnekler olsaydı, söylenenleri kişisel bir dil sürçmesi, yanlış ifade ya da talihsiz bir açıklama olarak değerlendirmek mümkün olabilirdi. Fakat sorun tam da burada başlıyor: Gerçek maalesef bundan çok daha derin ve maalesef toplumda halen karşılık buluyor.
Türkiye’de Alevilere yönelik nefret, yüzlerce yılın birikimiyle toplumun........
