menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KIBRIS GEZİ NOTU I

276 0
01.04.2026

25 Mart bireysel ve toplumsal/kamusal hayat tasavvurumda son derece önemli bir tarih. KTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Erhan Arıklı’nın organize ettiği “Çinin Kuşak-Yol Projesi ve bunun Türk-İslam Dünyasına muhtemel etkileri” adlı etkinlikte “Doğu Akdeniz Eko-Politiği: Türk Düşünce Tarihi Açısından Önemi” konulu bir sunum yaptım. 

https://youtu.be/uuq25iPclLQ?is=FrcQK_UM0MVw3Zby

Etkinliğin zamanlaması harikaydı, çünkü Yunanlılar, Osmanlı İmparatorluğu'na karşı ayaklandıkları günü (25 Mart 1821) milli bayram olarak kutluyorlar. Nitekim sloganlar eşliğinde Güney Kıbrıs’ta kutlamalar yaptılar.

Bireysel olarak önemi ise Muhsin Yazıcıoğlu 25 Mart 2009 tarihinde Hakan yürüdü. Vefatının/şehit edilişinin üzerinden 17 geçmiş olmasına rağmen, beyanatlar dışında bir gelişme olmamasının verdiği üzüntüyü yaşıyorum. Biz de Ankara İlahiyat 1985 mezunları olarak Erhan Arıklı bakanım/kardeşim ve eşi Nurgün hocam/kardeşimin ev sahipliğinde 25 Mart tarihinde 1974 Kıbrıs Barış hareketinin olduğu yerleri gezdik, katliamların yapıldığı mekânları ziyaret ettik, fatihalar okuduk ve buradayız, burada olacağız diye kavlimizi yeniledik. 

Yaklaşık 130 kişilik organizasyonu büyük bir özveriyle yapan Rıza Arslan ve Şemsettin Ulusal kardeşlerimin emekleri ödenmez, çok teşekkür ediyorum. Çünkü çocukken “Benim kırk yıllık kadim dostum” ifadesi çok uçuk gelirdi bana, oysa öyleymiş gerçekten. 4 gün boyunca bir aradaydık, kendi adıma kırgınlık verdiğimi düşündüğüm arkadaşlarımla “kardeşlik hukukunu” yeniledim, bunun için özellikle teşekkür ediyorum. 

25 Mart 2009 aynı zamanda Bizim Dergâh dergisinde başlayan ve ayrışma ile biten süreçte çıkarılan (Hür Gelecek, Alperen gibi) dergilerde en son Gündüz Gazetesinde yazılarımla ortak kaygılarımı paylaştığım güzel insanın vefatı. Bir dönem de BBP Yüksek İstişare Kurulu’nda katkıda bulunmaya çalışmıştım. TESAM, İstanbul Medeniyet Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından 29-30 Nisan 2026’da düzenlenecek olan II. Uluslararası Türk-İslam Araştırmaları Sempozyumu’nda “Türk-İslam Sentezi” Ve “Türk-İslam Ülküsü” Ayrımı Üzerinden 1980 Sonrası Türk Siyasetinin Tahlili” başlıklı bir sunumla bir nevi öz eleştiri sürecimi anlatacağım. 

Dünya Ekonomi Politiğinde Her Daim Kıbrıs Niçin Önemli Olmuştur? 

Akademik etkinlik tarihinin 25 Mart olarak seçilmesi, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’da bayram olarak ilan edilmesi, Kuzey Kıbrıs ve İstanbul Ayasofya üzerine sloganlar atılmasına teorik olarak verilecek tutarlı cevaplardan birisi olmasa açısından önemli. 

Erhan Arıklı kardeşim Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlığı yapıyor olmanız şahsım ve 1985 Ankara İlahiyat mezunları adına gurur verici. Çünkü Selçuklu-Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti kültürel sürekliliğindeki “sırrı” (Erol Güngör’ün deyimiyle) keşfetmeye çalışan bir kardeşin olarak genelde felsefe tarihi özelde İslam felsefesi kronolojik okumalarımızı yaparken sistematik olarak Türk Düşünce tarihinde İç Asya/Türkistan-Ön Asya (Anadolu-Türkiye) kültürel sürekliğini “Felsefeyi Anadolu’da Yeniden Yurtlandırmak” diye isimlendirdiğimiz okumalar yapıyoruz. 

Bu üçlemeyi zikretmemin sebebi, Selçuklu lideri Sultan Alparslan’ın dış politika hedefi tıpkı Tuğrul Bey gibi öncelikle Fatımi gücünü sona erdirmeye yönelik, ikinci olarak da Doğu Akdeniz ticaretinden pay almak olduğudur. Malumunuz Selçuklular 963-1186 yılları arasında Horasan, Afganistan ve Kuzey Hindistan’da hüküm süren bir Müslüman-Türk hanedanı olan Gazellileri Dandanakan Savaşı’ndan (341/1040) yendikten İpek yolunun ana hattı üzerinden Doğu Akdeniz’e yönelik toplumsal ve siyasal hedeflerine yönelmişlerdir. Alparslan ve Melik Şah’ın saltanatları esnasında Selçukluların gücü zirvesine ulaşmıştı; sınırları Afganistan’dan Akdeniz kıyılarına kadar ulaşan imparatorlukta Nizamülmülk de kariyerinin altın yıllarını yaşamaktaydı. 

Batı Asya'nın çoğunu ele geçiren Moğol hükümdar Hülâgû Han (ki İlhanlıların kurucusudur) temel hedefi Doğu Akdeniz Ticaret yollarıydı. Alamut Kalesini Şiî-İsmaili Fatimi Hilafetinin Doğu’daki en önemli etkinlik alanı olduğu için Abbasi Halifesinin de desteğiyle yıkmak istedi. Reddedilince hem Alamut Kalesini hem de Bağdat’ı ele geçirdi, hilafete son verdi. Bağdat’ın 1258 yılında el değiştirmesiyle ticaret yollarının güzergâhları yeniden düzenlendi ve Tebriz şehrinin önemi arttı. 

Günümüzde Gazze, Lübnan, Suriye, Irak ve İran platosunda olan çatışmaları anlamak için tarihsel olarak buraların her daim önemli eko-politik yerler olduğunu unutmamak gerekiyor. Türkler Doğu, Batı ve Güney Türkistan dediğimiz yerlerde kurduğu devletler (Selçuklu, Osmanlı) kadim dünyanın önemli kesiminde uzun yıllar hüküm sürmüştür. 

Akdeniz Sicilya ve Sardunya’dan sonra en büyük adası olan Kıbrıs tarihte hep önemli olduğuna dair bilgi notlarını gezi izlenimlerinin arasına serpiştirerek takdim edeyim müsaadenizle. 24 MART 08.00 Ankara’dan Uçan At (Pegasus nam-ı diğer Burak) ile gittik, ama Ercan havaalanına inince saat yine aynı idi. Tarihsel bilinçlilik açısından bu havalimanı 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın ilk gününde şehit düşen Türk Pilot Binbaşı Fehmi Ercan ismi verildiğini biliniyorsunuz zaten. Zaman ve mekânın izafiliği, insan evladı kuş misali, bir saat geriye aldık kendimizi. Yunan mitolojisinde “Su Perisi” anlamına gelen Salamis ismi verilen otelimiz, Kıbrıs’ta yapılan ilk büyük beş yıldızlı mekânlardan biriymiş, harika bir konumu var, yerleştik, biraz dinlendik ve adını taşıdığı tarihsel........

© Enpolitik