menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DİN,DÜNYA VE ULEMA

228 0
previous day

Dinle akıl arasındaki mesafe büyüdükçe gerileme kaçınılmazdır. Din, ahlaklı toplumu hedefler. Akıl ve bilim ise toplumları ileri taşımayı amaçlar. Ama tek fonksiyonu bu değildir, dini anlamak, değişen toplumsal şartlara göre onu yeniden yorumlamak da vahiyle mayalanmış aklın görevidir.

Lakin İslam dünyasında akıl ve din zamanla iki rakip gibi görülmeye başlanmış akıldan ve zamandan soyutlanmış bir din anlayışı ortaya çıkmıştır. Zamandan soyutlanmış din demek, zamanının insanına hitap etmeyen, onun soru ve sorunlarını karşılamayan din(yorumu) demektir.

Bu sarmaldan kurtulmak için öncelikle din ile yorumlarını birbirinden ayırmak lazımdır. Yorumun dinleşmesi, yorumun ebedileşmesi, yorum yapanın dini vazedenin yerini alması sonucunu doğurur. Din kalıcı olanı, yorumlar çağdan çağa, hatta toplumdan topluma değişebilir olanı temsil eder.

Her dini yorum, yorum yapanın bakış tarzı, kültürü, muhiti ve çağının özelliklerini taşır. Dolayısıyla dini olduğu kadar şahsi, insani, kültürel, tarihseldir.Değişim sosyal bir vakıa olduğuna göre yorumların da bu değişime bağlı olarak değişmesi esastır. İçtihat kapısının kıyamete kadar açık olmasının sebebi , kıyamete kadar toplumların değişecek olması ve buna göre dinin yorumsal olarak yenilenmesi kabulünden kaynaklanır.

Din/fıkıh alimlerinin -zamanla bağımlı olması gereken- fetvalarının veya tamamen hayat tecrübelerinden kaynaklı sözlerinin din gibi kabul edilmesi, hem aklın önünü tıkamış, hem de din diye başka bir zamanı yeniden yaşamaya çalışmak gibi bugünden kopuşa neden olmuştur. Bedeni bu çağda, kafası başka zamanlarda olan insan/Müslüman tipi bu anlayışın ürünüdür.

Belki bir diğer sebep de,ulemanın her şeyden kendilerini sorumlu........

© Enpolitik