2000 yıl kapalı odanın kapısı açılınca dışarı çıkan şahane kadın
Geçen cuma günü karşıma öyle bir kadın çıktı ki…
Size de anlatmadan katiyen duramam…
Şimdi 12 Haziran 2026 günü saat 15.00’e dönüyorum.
Roma’nın en sembolik yeri Kolezyum’da bir sergi açılışı var.
Kürsüde iki ülkenin bakanları konuşuyor…
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ve İtalya Kültür Bakanı Alessandro Giuli yan yana.
Yanlarında Troya ile ilgili tanıdık bir simayı görüyoruz:
Prof. Dr. Rüstem Aslan.
On Sekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi ve Troya Kazı Heyeti Başkanı.
Belli ki burada ilginç bir olay var.
Gladyatörlerin savaş mekânında bir başka savaş
Bir zamanlar gladyatörlerin savaştığı ihtişamlı Kolezyum’da şimdi dünya tarihinin en büyük savaş hikâyesinin devamını izliyoruz.
Adı: “Troya ve Roma; Antik Akdeniz’in Mitleri, Efsaneleri ve Hikâyeleri…”
İki bakanın açtığı sergi, kutsal kitaplar dışında, bütün insanlık tarihinin belki de en büyük hikâyesini anlatıyor.
O hikâye bugünün Anadolu topraklarında geçiyor.
Kolezyum’da Türkiye’den 19 müzeden 221 eser
Bu sergi için Türkiye’deki 19 müzeden 221 eser getirilmiş.
Sergiyi henüz gezmedim ama bir Troya hikâyesi tutkunu ve amatör arkeoloji meraklısı olarak çıkan bütün haberleri okudum.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, danışmanı Tayfun Topal ve Prof. Dr. Rüstem Aslan’la konuştum.
Fotoğraflara bakarken
Prof. Aslan, “Bugüne kadar yurt dışında 15’e yakın serginin açılışında görev aldım. Bu kadar heyecan verici bir sergi görmedim” diyor.
Fırsat bulup gidebilirsem sergiyi gezdikten sonra yazacaktım bu yazıyı.
Ancak bakandan fotoğraflarını istedim.
İşte o fotoğraflara bakarken bir heykelin önünde zınk diye çakılıp kaldım.
Bugüne kadar gördüğüm en güzel ve modern kadın heykeli
Dünyada bugüne kadar gördüğüm en güzel kadın heykeli diyebilirim.
Güzelliği beden estetiğinin altın dengelerinden falan gelmiyordu.
Tabiiliği ve bugün benim için kadın estetiğinin modern ölçülerine yakınlığıydı.
Troya Müzesi'nde iki defa ıskalamışım
Troya Müzesi’ni bugüne kadar iki defa gezdim.
Orada sergileniyormuş ama hayrettir, iki ziyaretimde de fark etmedim.
Hatta “Troya Müzesi’nde, bu hikâyenin temelindeki Helen’in ne heykeli ne tasviri var” diye yazı da yazdım.
İşte o merakla bu heykelin peşine düştüm.
Arkasından müthiş bir Troya hikâyesi daha çıktı.
Sergiyi bekleyemedim, hemen yazmaya karar verdim.
67 yıl önce bir çimento fabrikası
Heykelin hikâyesi 1959 yılında başlıyor.
O yıl Çanakkale’deki çimento fabrikasının arazisinde bir su deposu inşa edilmesine karar veriliyor.
İşçiler toprağı kazarlarken birden antik bazı kalıntılara rastlıyorlar. Durum hemen yetkililere bildiriliyor.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nden arkeolog Rüstem Duyuran bölgeye gönderiliyor.
Bölgeye gelen arkeologları bir sürpriz bekliyor.
Yukarıda hiç belirti yok ama aşağıda…
İnşaat yapılacak yerde, altında kalıntı bulunduğunu gösterecek yani bir tümülüs belirtisi hiç yok.
Ancak işçiler gerçekten bazı arkeolojik kalıntılar bulmuştur.
Duyuran ve ekibi hemen kazılara başlıyor.
Kısa süre sonra kendilerini hayretler içinde bırakan bir şeyle karşılaşıyorlar.
Karşılarında koridora benzeyen uzun bir yol vardır.
Koridor gibi yolun ucundaki 2000 yıldır kapalı gizli kapı
Ancak yolun........
