Gizli tanıklar kahvesi
Geçenlerde kırılan gözlüğümü tamir ettirip arada biraz gezinmek için pek bilmediğim bir işhanına girdim. Eksi üçüncü katta bir çaycı vardı. Bir çay içeyim, dedim ama kapı açık değildi. Daha doğrusu kapıda kalın bir perde vardı. Aralayıp içeri girmeye çabaladım, ama perdeyi açmayı başaramadım. Elinde tepsiyle gençten biri geldi. “Buyur abla” dedi. “Bir çay” dedim, kapının önündeki küçük masaya oturdum.
Çayım geldi. Bir yudum aldım. Çaycının perdesinde küçük bir aralık varmış. O aradan çaycının içindeki aynayı gördüm. Aynadan yansıyanı zihnim ilk anda anlamadı sanırım, ikinci yudumu alırken bir daha baktım. İçeride oturanların yüzünde maske vardı. Herkesin yüzünde süper kahraman maskeleri takılmış, topluca televizyon izliyorlar. Hem de birden fazla ekranda.
Hava sıcak, gözlüğüm kırılmış, kafam biraz dağınık, yine zihnim bana oyunlar oynuyor galiba, dedim. O arada masaya bir çay daha bırakırken gelene “Ne yapıyor bu adamlar” diye sordum. “Haberleri izliyorlar” dedi. “Maçları, yarışları mı izliyorlar” diye sordum, “Yok abla, operasyon haberlerini izliyorlar” dedi. İyice işkillendim. “Ben de içeri gireyim” deyince “Üye olmayan giremez, burada iç çayını” dedi. Şaka yapıyor sandım, bir süre bakıştık. “Ciddisin sen!” dedim. Kafasını sallayıp gülümseyip........
