Gençler hakkında bilmeniz gerekenler
Bugün Türkiye’de yaşayan gençlerin içinde bulunduğu durumu anlayabilmek ve üzerine düşünebilmek için iki rakam dikkat çekiyor.
TÜİK istatistiklerine göre her 7 kişiden 1’inin genç olduğu anlamına geliyor. Yani Türkiye’de 15- 24 yaş aralığında yaklaşık 12,8 milyon genç yaşıyor. İlk bakışta bu tablo güçlü bir demografik avantaj gibi görünebilir. Her zaman ifade edildiği gibi genç nüfus yoğunluğunun ekonomik bir avantaj yarattığını düşünüyor olabiliriz. Toplumun enerjisi, üretme kapasitesi ve dönüşüm gücü büyük ölçüde gençlerden bekleniyor. Ancak asıl önemli olan niceliksel büyüklükten ziyade gençlerin nasıl bir hayatın içinde var olmaya çalıştığı.
İşte bu noktada ikinci rakam devreye giriyor.
Bu rakam genç istihdamı ile ilgili ya da istihdam edilememesi ile ilgili. Yine TÜİK (2024) İstatistiklerle Gençlik raporuna göre Türkiye’de beş gençten biri ne eğitimde ne de istihdamda (neet). Bu sadece ekonomik bir veri değil, aynı zamanda aidiyet duygusunu zayıflatan bir kırılganlık alanı. Eğer cinsiyet bazlı bakacak olursak genç kadınlarda bu rakam 0,1’e yükseliyor.
Habitat Derneği, gençlerin yaşam koşullarını, beklentilerini ve iyi olma hallerini daha yakında anlamak amacıyla hazırladığı “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Raporu” nu yayınlandı.
9-24 Ekim 2025 tarihleri arasında 33 ilde, 18-29 yaş aralığında 1403 gençle gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler neticesinde elde edilen bu sonuçların üzerine detaylı düşünülmesi gerekiyor. Ankete katılan gençlerin R’si çalışmıyor. En önemlisi de üniversite mezunları da işsiz. Çalışanların ise `’ı maddi durumundan memnun değil. Neredeyse gençlerin tamamı ihtiyaç duyduğu gelirin altında yaşıyor.
Üniversite öğrencileri ise asgari ücret seviyesinde gelire ihtiyaç duydukları açıkça dile getiriliyor. Öğrencilerin çoğu çalışmak zorunda hissediyor. Ancak okurken çalışmak, eğitimi bitmeyen bir mesaiye dönüştürüyor. Çalışmak isteyen çoğu genç yarı zamanlı istihdam bulamadığını, bulanlar ise gelişim fırsatlarının kapalı olduğunu aktarıyor. Barınma ve gıda harcamaları ciddi bütçe yükü oluşturuyor[1].
Umudunu kaybeden gençler
Sosyal yaşam maliyet kısıtları nedeniyle genç nüfus, daha çok kahve/kafe buluşmaları (Y) ve AVM gezileri (7) ile vakit geçirebiliyor.
Tiyatroya ya da konsere gidebilenlerin sayısı sadece %2-4 gibi çok düşük seviyelerde kalıyor. Tüm sosyalleşme ve kültürel katılım ihtiyaçlarını çoğunlukla ücretsiz veya düşük maliyetli alanlar aracılığıyla karşılayabiliyorlar. Bu nedenle kendini gerçekleyecek hiçbir sosyo- kültürel aktiviteye ulaşamayan gençler için sosyal medya, ücretsiz bir seyahat bileti etkisi yaratıyor. Gençlerin ,7’si sosyal medya kullanıyor ve ortalama günlük kullanım süresi ortalama beş saate ulaşıyor
Bu araştırmanın başlıklarını üst üste koyunca teknolojik kaçış şaşırtıcı gelmiyor. Zira araştırmanın söylediği bir diğer sonuç ise gençlerin psikolojik yükü: Yaklaşık beşte biri uykusuzluk çektiğini, bitkinlik hissettiğini söylüyor. Daha önemlisi “ben mutsuzum” diyenlerin oranı yüzde 19. Hayatın en sorgusuz döneminde kendini mutsuz hisseden bir nesilden bahsediyoruz. Ekonomik belirsizlik ve borçluluk koşulları, psikolojik baskıyı doğrudan artırıyor.
İstanbul Planlama ajansının gençler ile yaptığı görüşmeler, kaygının temel sebebinin hayata atılmanın ilk adımı olarak görülen nitelikli işlere erişimin önündeki engeller olduğunu gösteriyor. Gençler, umutla başladıkları iş arama sürecinde liyakat beklentilerini yitirdiklerini, dahası iş bulabileceklerine dair inançlarını........
