menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çifte standartlar düzeni

18 0
19.04.2026

Ergenekon ve Balyoz tutuklamalarında olup bitenden haberdar olmak istemiyorlardı. “Bekleyelim de görelim” tavrı içindeydiler. Hatta tutuklananların Türk milliyetçileri olduğu, Türkiye’deki demokratikleşmenin önünde engel teşkil ettikleri ve hak ettikleri cezayı çeksinler tavrı da yaygındı. Güneş battı, ay doğdu; günler günleri kovaladı. Türkiye’de seçimler yapılıyordu. Seçime ilgi duyan Türklere, “Türkiye’deki seçimden size ne, neden bu kadar ilgileniyorsunuz?” diye hem sordular hem de seçimlere ilgi duyanları suçlamaya başladılar.

Ancak kendileri, kendi ülkelerindeki seçimlerden daha fazla Türkiye’deki seçimlere ilgi gösterdiler. Gazeteler manşetlerden haberler verdi ve bilen de bilmeyen de seçimlere dair yorumlar yazmaya, televizyonlarda konuşmaya ve haberler yapmaya başladı. Türkler doğdukları ve büyüdükleri ülkenin seçimleriyle ilgilenmesinler; biz onların yerine düşünüyor, ilgileniyor ve seçim çalışmaları yapıyoruz demedikleri kaldı. Ancak bunu hissettirdiler. Daha önce Avrupa Birliği üyeliği havucuyla kandırılan Türkiye ile ilişkiler ne kadar da iyiydi. Ülke başbakanları salonda futbol oynuyorlardı.

TÜRKLER HEDEF TAHTASINA KONULDU

2016 yılından itibaren insan hakları, siyasi tutuklamalar ve ifade özgürlüğü gibi kavramlar gündeme taşındı ve Türkiye ile diplomatik krizler yaşatıldı. Bütün bunlar olurken, ülke vatandaşlığına geçmiş Türkler hedef tahtasına konuldu ve onların çifte vatandaş oldukları iddiası gündemi aylarca, hatta yıllarca meşgul etti. Bu süre içinde emeğiyle, alın teriyle geçimini sağlamaya çalışan yüzlerce Türk işinden edildi ve mağdur oldular.

Bugünlerde başı mahkemelerle dertte olan, zamanında önce uyumdan sorumlu devlet bakanı, daha sonra dışişleri bakanı ve sonunda başbakan koltuğuna kadar yükselen bir siyaset adamı, emeğinden başka bir şeyi olmayan gurbetçi Türklerin üzerinden Türkiye’deki mevkidaşı ile adeta güç gösterisi yapmaya çalışıyordu. Bu güç gösterisinde yüzlerce dar gelirli emekçiyi mağdur eden siyaset adamı, daha sonra adının karmaşık işlere karışması nedeniyle bütün bu siyasi görevlerinden el çektirildi. Ülkenin en güçlü partisi genel başkanlığı ve başbakanlığı elinden alındı; henüz üniversite öğrencisiyken parlayan yıldızı birdenbire söndü, gitti. Bugünlerde mahkemedeki duruşmalarıyla gündeme geliyor.

Başka bir siyasetçi daha vardı ki, elinde listelerle dolaşıyor, hemen her gün basın toplantılarıyla Türkiye karşıtlığı ve düşmanlığı yapıyordu. Bu şekilde siyaset yapıyor, Yeşiller’den ayrılarak oluşturduğu siyasi inisiyatifi güçlendirmeye çalışıyordu. Fakat hayatın cilvesi, onun da uzun süre siyaset sahnesinde kalmasına izin vermedi. Bir kadına yönelik cinsel taciz iddiası ortaya çıkınca tası tarağı toplayıp ortadan kayboldu. Gençler onu destekliyordu; ancak yeni kuşak artık adını bile bilmiyor.

AMERİKAN VE İSRAİL SALDIRGANLIĞINDA SUSKUNLAR

Türkiye’ye karşı düşmanlığa varacak derecede tavır alanların, parti rengi ve sembolü ne olursa olsun, İran’a yönelik Amerikan ve İsrail saldırganlığı karşısında sesleri çıkmıyor. İran’da hastaneler, okullar ve sivillerin yaşadığı yerler vuruluyor, çocuklar katlediliyor, Filistin’de binlerce insan idam bekliyor; Türkiye konusunda mangalda kül bırakmayanlardan ses çıkmıyor. Sesleri çıkmadığı gibi, ellerinde Şah Pehlevi’nin, İsrail ve ABD’nin bayraklarıyla sokaklarda dans ederek gösteri yapan ülkelerinden kaçan İranlıların önü açılıyor, gösterileri kollanıp korunuyor.

Halbuki eski bir başbakanlarının Filistin ve bölgesindeki barış çalışmaları hâlâ hafızalardadır. Bir cumhurbaşkanları da Filistin’de katledilen çocuklar için duyduğu acıyı dile getirmiş, Filistinli çocukların diğer çocuklardan daha değersiz olmadığını ifade etmişti. Filistin, Lübnan, Gazze ve İran’a yönelik saldırılar karşısında söylenecek sözlerinin olmadığını anladık.

Amerika ve İsrail’in İran’a açmış olduğu savaşta, savaş bitse de bitmese de ülke insanının cebinden 2,6 milyar avro çıkmıştır. Ülkenin maliye bakanı bütçe açığını kapatmak için çareler aramaktadır. Sosyal, kültürel, sağlık, çevre ve spor gibi pek çok alanda tasarrufa gidilerek kaynak bulunmaya çalışılmaktadır. Paraya ihtiyaç duyan ve onu önemseyenler, bu konuda da mı bir sözünüz olmayacak? Hep Türkiye söz konusu olunca mı cesaretleniyorsunuz?

Ama her şeye rağmen hakkını yemeyelim. Amerikan uçağının uçuşuna izin vermediler. Bu da tarafsızlık özelliklerinin hayata geçirilmesiydi.


© Aydınlık