menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İspanya’nın İran tutumunda tarihî dayanaklar

44 0
15.03.2026

İspanya hükûmetinin İran-ABD/İsrail savaşına mesafeli yaklaşımı epey takdir topladı, özellikle Türkiye’de. Madrid yönetimi, önce Başbakan Pedro Sánchez’in ağzından savaş karşıtı tutumunu ilan etti, ardından İspanya’daki ABD üslerinin bu tür bir operasyon için kullanılmasına izin vermeyeceğini duyurdu.

SAVAŞ KARŞITI TAVRIN TARİHSELLİĞİ

İspanya’nın bu politikasını yalnızca güncel diplomatik hesaplara bağlamak, açıklayıcı değil yeterince. Bana göre bu tavır, İspanya İç Savaşı’nın bir armağanı olarak da okunmalıdır. Çünkü İspanya’nın yakın tarihini biçimlendiren en önemli ve yıkıcı olaylardan biriydi iç savaş. Etkileriyle İspanyol kamuoyunda güçlü bir savaş karşıtı bilinç ve uluslararası ihtilaflardan uzak durma yönünde belirgin bir eğilim oluşturdu.

İspanya İç Savaşı yalnızca İspanyollar arasında yaşanmadı. Büyük güçlerin ideolojik ve askerî rekabetinin sahnesine dönüşmüş bir vekâlet savaşıydı, aynı zamanda. Francisco Franco komutasındaki milliyetçi güçler Almanya ve İtalya tarafından desteklenmişti. Sovyetler Birliği ise Cumhuriyetçi cepheye yardım etmişti. Aslında İspanya, birçoklarının da saptadığı gibi yaklaşmakta olan Dünya Savaşının bir provasını yaşamıştı.

İç savaşları, savaşlardan ayıran, özellikle savaşın yöntemini kapsayan farklar var. Müttefiklerin konumu, kullanılan araçlar, sınıflar arası ilişkiler, uluslar arası kuvvetlerin tavırları vs. bu kapsam içinde hep bir yere oturur... İspanya İç Savaşı, bu farkları somut olarak gözlemleyebileceğimiz bir örnek.

İMPARATORLUK ZENGİNLİĞİNDEN ÇIKMAZA

16. yüzyıldan itibaren tarihsel yoluna kabaca bakmak, İspanya’nın iç savaşa sürüklendiği koşulları anlamak bakımından yararlı olacaktır.

İspanya’yı ticaret yolları üzerindeki hâkimiyeti, özellikle 16. yüzyılda, zenginleştirdi. 16. yüzyıl boyunca İspanya’ya her yıl tonlarca gümüş geliyordu. Örneğin Sevilla’ya gelen Gümüş Filoları Avrupa ekonomisini sarsacak ölçekteydi. Bu yüzden kimi tarihçiler bu döneme gümüşün çağı derler. Fakat bu zenginlik üretime değil, büyük ölçüde sömürge gümüşüne ve ticaret tekeline dayandığı için İspanya, merkantilizmden sanayi kapitalizmine atlayamadı. Böylece sanayi gelişmedi, gümüş Avrupa’ya dağıldı, Fiyat Devrimi denilen büyük enflasyon yaşandı ve 17. yüzyılda zenginlik Hollanda ve İngiltere’ye kaydı.

Avrupa, 17. yüzyıldan itibaren devrimler coğrafyasına dönüştü. Ticaret burjuvazisinin aristokrasiye karşı güç kazanması ve sanayi kapitalizminin gelişmesi gibi süreçlerin bir sonucu olarak İngiltere, Fransa gibi ülkeler, tarihin seyrini değiştiren devrimler yaptılar. İspanya ise Avrupa’daki burjuva devrimlerini doğuran koşullardan farklı tarihsel süreçler yaşadı. 16. yüzyıldaki sömürge zenginliği, yeni bir üretici burjuvazi yaratmak yerine, toprak aristokrasisini, katolik kilisesini, ticaret ve maliye çevrelerini güçlendirdi. Avrupa’nın birçok ülkesinde ticaret burjuvazisi aristokrasiye karşı güç kazanırken İspanya’da bu sınıf bizzat kilisenin eliyle oluşturulmuştu. Yani kilise, aristokrasi ve ticaret sınıfından oluşan kuvvetli bir konsensüs........

© Aydınlık