Türkiye’de Siyaset Alanında Merkez Siyaseti Boşluğu
Türkiye’de kararsız seçmen oranındaki artış ve merkez siyaset alanındaki boşluk; yalnızca seçmen davranışındaki geçici bir değişimi yansıtmamakta, aynı zamanda siyasal temsil ve güven krizini ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle seçmen, iktidarın icraat ve kararlarından memnun değil ama muhalefeti de güvenli bir liman olarak görmemektedir.
Temsili demokrasilerde siyasal partiler, seçim kazanabilmek için toplumun istek ve taleplerini dikkate almak zorundadır. Bu yaklaşım, merkez siyasetin demokratik sistemlerde neden stratejik öneme sahip olduğunu açıklamaktadır. Merkez seçmenin kararsız ve arayışta olduğunu gören Erdoğan; kutuplaşmayı artırarak, diğer partilerden transferler yaparak, rakip adaylar hakkında yargı sopasını kullanarak, yeni bir anayasa kabulü ile seçimi kazanmayı hedeflemektedir.
Günümüzde demokratik rejimlerin başarısı; güçlü bir merkez siyasetin var olmasına bağlıdır. Merkez siyasette; ideolojik uçlardan uzak, uzlaşmayı önceleyen, hukukun üstünlüğünü, ekonomik istikrarı ve demokratik kurumları esas alan yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Türkiye’de iktidar, aşırı kutuplaşmaya yol açan stratejik adımlar attığı için demokratik istikrarsızlık ve ekonomik durgunluk kendini sürekli göstermektedir.
Türkiye’de klasik sağ-sol ayrımı artık anlamını yitirmiştir. Zira kavganın öznesinde; ekonomi, güvensizlik, kutuplaştırıcı siyasal söylemler, liyakat ve hukuk devleti tartışmaları, cumhuriyetin temel değerleri ile çatışma, genç seçmenin farklılaşan istek ve beklentileri vardır. Bugünün seçmeni slogan değil, bu konularda çözüm görmek........
