Kitaplar 2
Popüler zevklerden hoşlanmıyorum. Her zaman bilinmeyen şeylere, sadece meraktan ya da tesadüf eseri keşfettiğim, bazen de sevdiğim birinin tavsiyesiyle eriştiğim şeylere ilgi duymuşumdur. Biliyorum, sırf şu iki cümleyi okuyan kimileri bana elitist diyebilirler. Ancak böyle bir yaftayı hak edecek kadar kibirli değilim ve aslında saygın eleştirmenler ya da tarihçiler onlara böyle yapmalarını öğrettiği için popüler ya da ünlü olana yönelen insanlara tepeden bakmıyorum. Sadece herkesin dilinde olan isimlere şüpheyle yaklaşıyorum. Elbette, gençken Demis Russos şarkılarını, Charles Bronson filmlerini, Tenten çizgi romanlarını, Sartre ve Camus'yu ve benzerlerini severdim. Ama gerçek şu ki iyi filmleri, müziği, edebiyatı ve genel olarak sanatı kendi başıma keşfetmeyi severim... Bu beni cezbeder susamış ruhumu doyurur ve beni heyacanlandırır.
Kendimi daha iyi ifade edebilmek için size bir örnek vereyim: Şili ya da Neruda hakkında hiçbir şey bilmezken, çok sevdiğiniz bir kardeşinizin kitaplığından ince bir kitap çektiğinizde, ki o kardeşiniz Kanada’ya gittiği için üç uzun yıl boyunca özlediğiniz ve şimdi orada nihayet yeniden kavuştuğunuz kardeşinizse ve kitaplarını karıştırarak onu yeniden tanımaya çalışacak kadar merak ediyorsanız; raftan çektiğiniz kitap Neruda’nın “Yirmi Aşk Şiiri ve Bir Umutsuz Şarkı”sıysa ne oluyor biliyor musunuz? Neruda sizin oluyor. Her ne kadar zaten ünlü de olsa ve herkes onu........
