Meşhur ve meçhul “Süreç”in içi ve dışı
Adının barış süreci mi çözüm süreci mi, yoksa açılımı mı olduğu dahi anlaşılamayan olayı CB Erdoğan şöyle tanımlıyor:
“Bu, Kürt kardeşlerimizle ilgili bir konu da değildir. Sadece terör örgütünün tasfiye edilmesiyle sınırlı bir husustur.” Devam ediyor:
“Çünkü, son 22 yılda gerçekleşen pek çok reformla, sessiz devrimlerle, ülkemizin asırlık sorunları birer birer ortadan kaldırılmıştır” .
Türkçeye tercümesi: ‘Biz Kürt sorununu hallettik; sadece terör sorunu kaldı. PKK silah bıraksın, tamam!’
Bu ifadeleri iç ve dış açıdan inceleyelim. Önce, iç cephe:
***
Devletin “Meşru şiddet tekeline sahip tek müessese” olarak tanımlandığını herkes bilir. Yani onun dışında kimse silah kullanamaz. Haksızlığa uğradığını düşünen insanlar haklarını, silah ve şiddet kullanmadan, meşru siyasal yollardan ararlar.
“Siyasal yollar” derken, en önce, seçimle gelen kurumlar ve kişiler kastedilir.
Ama Türkiyeli Kürtler için bu temel kurallar geçersiz. Siyasal yolları kullanamıyorlar. Silaha başvurmayıp seçime başvuran ve onca güvenlik tahkikatından geçerek halkın oyuyla seçilen Kürtler kayyımlanıyor ve tutuklanıyor.
Hatta, Tek Adam Rejimi o hale ulaştı ki, artık Kürt olmayan muhalefet partisi CHP’ye de bu hazin olaydan nasibini dağıtmaya başladı.
***
Şimdi CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Ahmet Özer’in tutuklanıp kayyımlanmasının ardından sıra DEM Partili Mersin Akdeniz Belediyesine geldi.
İki belediye meclisi üyesi ile suçları taziyelere katılmak olan eşbaşkanlar Nuriye Arslan ve Hoşyar Sarıyıldız tutuklandıktan sonra yerlerine kayyım atandı .
Ardından da CHP’li Beşiktaş Başkanı Rıza Akpolat gözaltına alındı . Bu satırlar yazılırken (14 Ocak Salı) R. Akpolat henüz kayyımlanmamıştı çünkü "suç örgütüne üye olmak", "ihaleye fesat karıştırmak" ve "haksız mal edinmekle"
© Agos
