Teğmenlerin davası polis nezaretinde görüldü!..
Kara Harp Okulu’nun 30 Ağustos 2024’teki mezuniyet töreninden sonra mevzuattan kaldırılan Subay Andı’nı okuyup kılıç çattıkları ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dedikleri için TSK’dan ihraç edilen teğmenlerden dönem birincisi Ebru Eroğlu’ndan sonra Öğrenci Alay Kıdemlisi Talip İzzet Akarsu ile Serhat Gündar’ın açtığı iptal davası da oybirliğiyle reddedildi.
Teğmen Ebru Eroğlu’na Ramazan Bayramı ertesinde geçtiğimiz Pazartesi, teğmenler Talip İzzet Akarsu ve Serhat Gündar’a da Cuma günü tebliğ edilen ret kararlarına ilişkin olarak öncelikle şuna dikkat çekelim:
Ebru Eroğlu’nun 5 Mart’ta Ankara 4. İdare Mahkemesi’nde görülen davasında karar 13 Mart’ta, yani Mustafa Kemal’in Harbiye’ye giriş gününde verildi; ama 10 gün sonra tebliğ edildi.
Teğmenler Talip İzzet Akarsu ve Serhat Gündar’ın Ankara 20. İdare Mahkemesi’ndeki davası ise Ebru Eroğlu’nun davasından 8 gün önce, 25 Şubat’ta görüldü. 8.5 sayfalık kararın tarihi mi? Hemen bir gün sonra, 26 Şubat. Ama tebliğ için 29 gün beklendi!..
DURUŞMAYA ALINMADILAR
Tahmin edeceğiniz üzere İzzet ve Serhat teğmenlerin duruşmasını da izledim.
İdare mahkemelerinde görülmüş şey değil; salonda iki görevli polis vardı. Ancak mahkemenin talebi üzerine gelebileceklerine göre, acaba teğmenlerin bir şey yapmasından mı endişe edildi?
Dahası; İzzet ve Serhat teğmenlere destek vermek üzere mahkemeye gelen Ebru Eroğlu ve diğer teğmenlerin duruşma salonuna girmesine izin verilmedi. Dışarıda beklemek zorunda kaldılar.
8 gün sonra Ebru Eroğlu’nun duruşması aynı yerde görüldüğünde ise polis olmadığı gibi, diğer teğmenlerin salona girmesine de müdahale edilmedi.
Anlaşılan o ki, ya Ebru Eroğlu’nun davasına bakan 4. İdare Mahkemesi, teğmenlerden yana bir endişe duymadı ya da İzzet ve Serhat teğmenlerin bir hafta önceki duruşmasında herhangi bir vukuat yaşanmadığı görülünce, herkes rahatladı.
TEK SUÇLARI KOĞUŞ ARKADAŞI OLMALARI
İzzet ve Serhat teğmenlerin ret kararının neredeyse birebir aynı olduğu görüldü. Doğal, çünkü ikisinin duruşması aynı gün ve saatte iç içe yapıldı.
Şöyle ki; önce Serhat Gündar’ın dosyasına bakıldı ve savunmalar alındı.
Gündar’ın avukatlarından Namık Öztürk, kılıç çatmanın her yıl tekrarlanan bir ritüel olduğunu, ancak bu defa Erdoğan’ın henüz okuldan ayrılmaması ve teğmenlerin seslerinin duyulması nedeniyle gündeme geldiğini belirterek, “Mevzuattan kaldırılan anttan söz ediliyor. Ama bu andın içeriğinde sorun yok. 15 gün önce de Jandarma’da okundu.” dedi. Bütün meselenin resmi tören sonrasına yönelik herhangi bir emir verilip verilmediğinde düğümlendiğini, 42 teğmenin tamamının böyle bir emir verilmediğini söylediğini ve böyle bir emir bulunmadığının da anlaşıldığını vurgulayan Av. Öztürk, okul yönetiminin törenden 10 gün sonra düzenlediği tutanağın 30 Ağustos’ta tutulmuş gibi gösterilmesini ise “fütursuzluk” olarak nitelendirdi. Av. Öztürk şunları da kaydetti:
“Teğmenlerin planlama yaptıkları öne sürülüyor. 29 Ağustos’taki tabur eğlencesinde okul ikincisi Subay Andı’nı okuyor, sorun çıkmıyor. Ebru Teğmen, ‘Okumak benim hakkımdı’ diyor. Serhat Gündar da sadece Ebru Teğmenin haklı olduğunu söylüyor. Planlama dedikleri bu. Bu 4 teğmen oda arkadaşı. Zihinlerdeki sayıyı oluşturmak için, sırf Talip İzzet Akarsu ile aynı koğuşta oldukları için seçiliyorlar. Teğmenlerin TSK’dan çıkarılmasını bir çeşit kurban arama ameliyesi olarak değerlendiriyoruz. Zaten Cumhurbaşkanı ve Milli Savunma Bakanı, bu teğmenlerin atılması gerektiğini açıkça söyledi. Buna rağmen Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun 4 üyesi karşı oy kullandı.”
Av. İlter Aksoylu ise teğmenlere verilen ihraç cezasının disiplin hukukundaki en ağır ceza olduğunu belirttikten sonra yapılan soruşturmadaki usulsüzlükleri sıraladı ve “Bir gün gerçekler ortaya çıkacak.” dedi.
SERHAT TEĞMEN: ''ARKANIZDA BULUNAN TÜRK BAYRAĞI'NA''
MSB avukatlarının, ihraç işleminin mevzuata ve usule uygun olduğunu bildirip, davanın reddine karar verilmesini istemesinin ardından son olarak Serhat Gündar’a diyecekleri soruldu. O da şunları söyledi:
“30 Ağustos’taki kutlamamızın herhangi bir siyasi içeriği ve amacı yoktur. Sosyal medyaya yansıyacağını düşünmedik. Nitekim önceki kutlamalar yansımamıştı. Yansımadığı için de siyasi değerlendirmelere konu olmadı. Törenden sonraya yönelik bir emir verilmediği için emre itaatsizlik söz konusu değil. Hakkım olan görevime dönmek ve arkanızda bulunan Türk Bayrağı’na üniformamla hizmet etmek istiyorum.”
''YAŞAR PAŞA'YI TANIRIM''
Serhat teğmenin duruşması böyle sona erdi ve hemen Talip İzzet Akarsu’nun davasına geçildi.
İzzet teğmenin avukatlarından İbrahim Yılmaz, “Ebru Eroğlu’nun, Subay Andı’nı okuması için planlama yaptığı, ortam hazırladığı ve sahada toplanan grubu idare ettiği” suçlamalarına karşı çıktı:
“İzzet teğmenin gönderdiği iddia edilen WhatsApp mesajının metni dosyada yok. Yok, çünkü böyle bir mesaj gönderilmemiştir. Böyle bir mesaj olmadığı için nasıl planlama yaptığı da açıklanamamıştır. Ortam neresi, nasıl hazırladı, hangi iş ve eylemi yaptı; yok. Teğmenlerin hepsini sıraya dizip, ‘Sen şunu, sen bunu yapacaksın.’ mı demiş? Toplanan grubu idare ettiği iddiası soyuttur ve kurgudur. Tabur Komutanı Halit Türkoğlu tören sonrasına yönelik emir vermediği için, teğmenler de komutanların emrini yerine getirmediği için TSK’dan atıldı. MSB kendi içinde çelişiyor.”
Av. Mustafa Güler’in heyete, “Sizin milletiniz Türk Milleti’dir ve Türk Milleti’nin vicdanına uygun bir karar vereceğinize inanıyorum.” diye seslenmesinden sonra MSB avukatları, Av. İbrahim Yılmaz’ın, “MSB kendi içinde çelişiyor.” sözlerine, “Tabur Komutanı Halit Türkoğlu tören sonrasına yönelik emir vermediği için değil, tören düzenini sağlamadığı için ihraç edildi.” karşılığını verdi.
Son olarak İzzet teğmenin avukatlarından Serdar Öztürk konuştu ve şunları söyledi:
“İdarenin, mevzuata uygun soruşturma yapıldığı iddiasına katılmıyoruz. Baştan beri butlan bir işlemle karşı karşıyayız. Yaşar (Güler) Paşa’yı tanırım, törendeydi. Disiplinsizlik olduğunu düşünse, 1 saat sonra Merkez Komutanlığını oraya yığardı. Subay Andı’nı Erhan Afyoncu sadece Harp Okullarından kaldırdı. Diğer yerlerde okunuyor. Her sene uygulanan, hiçbir siyasi yanı da olmayan bir ritüel. Suç ve disiplinsizlik söz konusu değil. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun koskoca başkanı, Hukuk Müşaviri, ‘Disiplinsizlik yok’ diyor.”
İZZET TEĞMEN: ''ÜNİFORMAM HAZIR BEKLİYORUM''
Av. Öztürk’ün bu beyanının ardından Mahkeme Başkanı, duruşmanın sona erdiğini bildirdi. Ancak avukatları, Talip İzzet Akarsu’nun savunma yapmadığını hatırlatınca, kısa bir tereddütten sonra İzzet teğmene söz verildi.
İzzet teğmen de şunları söylemekle yetindi:
“30 Ağustos kutlamamızın buralara geleceğini, her yıl gerçekleştirilen bir ritüele siyasetin karışacağını ve böyle bir duruma düşeceğimizi hiç ama hiç tahayyül etmemiştim. Ancak bu durumu da bir sancak nöbeti olarak düşünüyorum. Üniformam hazır bekliyorum. En büyük hayalim; aileme ve milletime verdiğim sözü yerine getirmek.”
Bu duruşmadan hemen bir gün sonra verilen ret kararındaki bir bölümle bitirelim.
“Davaya konu eylemin törenin resmi bölümünün bitiminden sonra gerçekleştiği ileri sürülmekte ise de; eylemin askeri mahalde davacı ve diğer teğmenlerin üniformalarının üstlerinde olduğu ve törende bulunan kişilerin (aileler ve Komutanların) tören alanından ayrılmadığı esnada basın mensuplarının da bulunduğu sırada gerçekleştiği, tüm bu bilgilerin birlikte değerlendirilmesinden söz konusu eylemin tören sonrasında gerçekleşmediği kanaatine varıldığından...” denildi.
Adı üzerinde; mezuniyet kutlaması... Anlaşılan, üniformalarını çıkarıp aileleri ve komutanları tören alanından ayrıldıktan sonra yapsalar, sorun olmayacakmış... İyi de buna “mezuniyet kutlaması” mı denir?!
