Amerikan deniz subay adayları harbe Stoacı Felsefe ile hazırlanıyor
ABD Deniz Harp Okulu (Annapolis), geleceğin deniz subaylarını artık sadece yapay zekâya, hipersonik silahlara ve insansız sistemlere değil, Stoacı felsefeye de hazırlıyor.
1845 yılından bu yana Amerikan Donanmasına subay yetiştiren Naval Academy (Deniz Harp Okulu) Annapolis, doğrudan Deniz Kuvvetleri Komutanına (CNO) bağlıdır. Komuta zinciri içinde arada Deniz Öğretim ve Eğitim Komutanlığı yoktur. Annapolis bugün tek subay kaynağı değildir. Deniz Kuvvetleri ayrıca Subay Aday Okulu-Officer Candidate School (OCS) ve ülke genelindeki üniversitelerde yürütülen Deniz Kuvvetleri Yedek Subay Eğitim Programı- Naval Reserve Officers Training Corps (NROTC) programlarından da subay yetiştirmektedir. ABD Donanması her yıl yaklaşık 2.500-3.000 yeni subayı kadrolarına katarken, bunların yaklaşık 1.000-1.100’ü Annapolis mezunudur. Sayısal olarak yıllık subay ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılamasına rağmen, donanmanın stratejik liderlerini, filo komutanlarını, Kuvvet Komutanı (CNO) adaylarını çok büyük çoğunlukla Annapolis yetiştirir. Nitekim Amerikan denizcilik kültüründe Annapolis mezunlarına “Yüzük Tıklatanlar- Ring Knockers” adı verilir. Büyük çaplı mezuniyet yüzüğü taşıyan bu subaylar, yalnızca ortak bir okul geçmişini değil, aynı zamanda Amerikan deniz gücünün stratejik geleneğini, kurumsal hafızasını ve seçkinci liderlik anlayışını da temsil ederler. Amerikan Donanması’nın amiral kadrolarında ve en kritik komuta görevlerinde Annapolis mezunlarının tarih boyunca belirgin bir ağırlığa sahip olması tesadüf değildir.
EMPERYALİST GÜCÜN TEMELİ DONANMA.
Amerikan küresel ve emperyalist gücünün omurgasını tarih boyunca donanması oluşturmuştur. Özellikle II. Dünya Savaşı’nda Amerikan sanayisinin benzeri görülmemiş ölçekte ürettiği uçak gemileri, zırhlılar, kruvazörler, muhripler, denizaltılar ve milyonlarca ton mühimmat, bu okuldan yetişen komutanlar tarafından Amerikan siyasi hedefleri doğrultusunda kullanılmıştır. Savaşın sonunda ortaya çıkan deniz üstünlüğü, ABD’yi yalnızca askeri bakımdan değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik açıdan da küresel liderliğe taşımıştır.
Ancak bir donanmanın gücü yalnızca sahip olduğu gemiler, silahlar ve teknolojiden ibaret değildir. O gücü nasıl kullanacağını belirleyen asıl unsur, komutanlarını yetiştiren stratejik kültür, değerler sistemi ve düşünce dünyasıdır. Bu nedenle Amerikan deniz gücünü anlamak için bu gücü yöneten subayların hangi tarih, felsefe, ahlak ve inanç iklimi içinde yetiştirildiğine de bakmak gerekir. Annapolis’ i farklı ve önemli kılan da tam olarak budur.
Annapolis yalnızca bir askerî okul değildir, Amerikan devletinin, toplumunun ve stratejik kültürünün bir yansımasıdır. Bu nedenle burada verilen eğitimi ve subayların zihinsel dünyasını anlayabilmek için önce bu okulun içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal ortamı değerlendirmek gerekir. Özellikle dinin Amerikan kamusal hayatındaki yeri ve siyaset üzerindeki etkisi, bu kültürel arka planın önemli unsurlarından birini oluşturmaktadır.
ABD’DE DİN VE SİYASETTEKİ YERİ
Amerika Birleşik Devletleri’nde din, kamusal yaşam ve siyaset üzerindeki etkisini korumakta, hatta son yıllarda özellikle muhafazakâr Hristiyan çevreler ve Evanjelik hareket aracılığıyla daha görünür hâle gelmektedir. Avrupa’daki katı laiklik anlayışından farklı olarak ABD’de devlet, dini kamusal alandan dışlamayan bir yaklaşım benimsemektedir. Bu nedenle din, eğitimden siyasete kadar birçok alanda toplumsal yaşamın önemli bir parçası olmayı sürdürmektedir.
1967 sonrasında güçlenen ABD-İsrail ilişkileri ve özellikle 11 Eylül sonrasında hız kazanan süreçte, başta Evanjelikler olmak üzere Hristiyan Siyonizmini benimseyen çevrelerin İsrail’e verdiği destek Amerikan siyasetinde daha belirgin hâle gelmiştir. Özellikle Cumhuriyetçi Parti içinde etkili olan bu yaklaşım, İsrail’in güvenliğini yalnızca stratejik değil, aynı zamanda dinî olarak değerlendirmektedir. Son yıllarda İsrail-İran gerilimi sırasında bazı askerî birliklerde görev yapan din görevlilerinin vaazları ve dinî içerikli motivasyon faaliyetleri de bu eğilimin yansımaları arasında gösterilmektedir.
Bu yaklaşımın izleri Amerikan Deniz Harp Okulu - Annapolis’te de görülmektedir. Kampüste farklı inanç gruplarına hizmet veren dokuz ibadet ve manevi destek merkezi bulunmaktadır. Bu yapılar yalnızca ibadet amacıyla değil, karakter eğitimi, etik liderlik, manevi dayanıklılık ve savaşma iradesinin geliştirilmesine yönelik faaliyetler de yürütmektedir. Bu durum, Amerikan silahlı kuvvetlerinde dinin kurumsal yaşamdan tamamen dışlanmadığını, moral ve birlik duygusunu destekleyen unsurlardan biri olarak değerlendirildiğini göstermektedir. Ancak Annapolis’te askerî ve siyasi elitlerin yetiştiği kültürel ortamı tam anlayabilmek için dinin Amerikan toplumundaki yüksek profilli görünürlüğünü göz önünde bulundurmak gerekir.
AMERİKAN DENİZ SUBAY ADAYLARINA STOACI EĞİTİM
ABD Deniz Harp Okulu’nda son yıllarda dikkat çekici bir eğitim dönüşümü yaşanmaktadır. Geleneksel askerî........
