Yokluğu aranır hale gelmek!
Artık onun gençleri var, işi öğrendiler, ama baba hala, “benim tarzım” diyor, diretiyor, işler de tıkanıyor. Daha önce aranan, tecrübesine baş vurulan kişi, şimdilerde “gelmese, görünmese” denilmeye başlanıyor.” diyor.
Bu anlatılan hayat kesiti bir hanede olabildiği gibi bir şirkette, bir toplulukta, bir devlet yönetiminde de olabilir. Her yükselişin bir inişi söz konusudur. “Hep yükseliş olsun, yükselişler hep benimle ve benim dediğim gibi olsun” beklentisi, hayatı zorlar. Evet, nerede olursa olsun, insan, şartlar olgunlaştığında kenara çekilmeyi bilmelidir. Bu da o başarının bir gereğidir.
Her insanın belli şartlar dahilinde bir dönem başarılıdır. Ama bir zaman sonra zaman ve zemin yeni şartlar, yeni kurallar isteyebilir. Buna da kişi açık olmalıdır.
Evin çocuklarını dinliyorsunuz mantıklı konuşuyorlar. Anne babalarına saygılılar. Ama zamanla kendi hayatlarını kurmak, işlerini geliştirmek, farklı adımlar atmak istiyorlar. Babanın, patronun, yöneticinin, devlet başkanının bir müddet tarzı, tutumu, metodu başarılı olmuş olabilir. Bunu, ‘bu ancak böyle olur ve benle olur’ gibi bir diretmeye tabi tutmak, kişinin kendisine de çevresine de bir saygısızlık olur ve çöküşü getirir.
Adam, ömrünün bir döneminde pek çok güzel işler yapmış, fayda üretmiş ama bir müddet sonra gelişmelerin önüne engel olmaya, varlığı yük olmaya ve hatta yokluğu aranmaya başlar hale gelmiş. Belli ki her şey tadında güzeldir. Montaigne, “Ölçü” başlığını taşıyan bir denemesinde, “İnsan karanlıkta da iyi görmez fazla ışıkta da.” der. Yani ölçü kaçınca iyi olan şey kötü........
