Göğe Bakınca
Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Bir ülkenin nereden nereye geldiğini anlamak için her zaman uzun raporları okumaya, rakamların arasında kaybolmaya gerek yoktur.
Kimi zaman yalnızca göğe bakmak yeter.
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” sözü, yalnızca havacılığın gelecekte kazanacağı öneme işaret eden bir öngörü değildir. Aynı zamanda bağımsızlığını korumak isteyen bir milletin bilimde, teknolojide ve savunmada güçlü olması gerektiğini anlatan tarihî bir hedeftir. Bugün geldiğimiz noktaya baktıkça bu sözün taşıdığı anlamı daha iyi kavrıyoruz.
Yerli bir uçak motorunun ilk kez çalıştırıldığını duyduğumuzda, denize yeni bir gemimiz indirildiğinde veya yıllarca üzerinde çalışılan bir sistem başarıyla test edildiğinde insan ister istemez geçmişi düşünüyor:
Bu mesafeyi hangi şartlarda ve nasıl aldık?
Bir zamanlar savunma alanındaki kritik ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü dışarıdan karşılayan, parasını verse dahi istediği sistemi veya parçayı her zaman alamayan bir Türkiye vardı.
Bugün ise tasarlayan, geliştiren, üreten ve ürettiklerini dünyanın farklı ülkelerine ihraç edebilen bir Türkiye var.
Elbette henüz her şeyi yapabiliyor değiliz. Eksiklerimiz ve aşmamız gereken mesafeler var. Ancak gelinen noktayı küçümsemek de hakkaniyetli olmaz.
Üstelik bugün ortaya konulan çalışmaların gerçek değeri, içinde bulunduğumuz dönemde bütün yönleriyle kavranamayabilir. Bazı büyük atılımlar tarih içindeki yerini ancak sonuçları belirginleştiğinde bulur. Bugün atılan adımların, verilen emeğin ve oluşturulan teknolojik birikimin hak ettiği övgü ve takdiri gelecekte çok daha açık biçimde göreceğine inanıyorum.
Bu dönüşüm kendiliğinden gerçekleşmedi.
Savunma sanayisinde yerlileşme ve millîleşme hedefinin güçlü ve sürekli bir devlet politikası hâline gelmesinde ve karşılaşılan engellere rağmen kararlılıkla sürdürülmesinde, başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere siyasi iradenin büyük payı vardır.
Millî savunma, güvenlik ve Türkiye’nin bağımsızlığı konularında verdiği kararlı siyasi destek dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin katkısını da ayrıca belirtmek gerekir.
Bununla birlikte savunma sanayisi, günlük siyasi tartışmaların ve parti rekabetinin ötesinde, doğrudan Türkiye’nin güvenliği ve bağımsızlığıyla ilgili bir devlet meselesidir. Elde edilen kazanımların korunması, geliştirilmesi ve daha ileriye taşınmasında muhalefet partilerinin desteği de son derece kıymetlidir.
Çünkü büyük teknolojik dönüşümler yalnızca para ile gerçekleşmiyor.
Para kadar irade, irade kadar sabır, sabır kadar da devamlılık gerekiyor.
Bir noktada şu kararı verebilmek gerekiyor:
“Başkaları yapabiliyorsa biz de yapabiliriz.”
Hatta bazen daha önemlisi:
“Vermezlerse kendimiz yaparız.”
Kanaatimce Türkiye’nin savunma sanayisindeki dönüşümünün özeti biraz da bu cümlede saklıdır.
İnsansız hava araçlarından savaş gemilerine, füze ve hava........
