Miguel Delaney Gianni Infantino'nun gitmesi yetmez, FIFA kökten değişmeli
Futbol dünyasındaki isimler, Gianni Infantino'nun küçük düşürücü geri adımını hevesle paylaşırken, birçoğu 1 Ağustos cumartesi sabahının erken saatlerine kadar gelişmeleri takip etti ve kararlılıkları daha da pekişti.
Genel kanı, ilk adımın başarıyla atıldığı yönündeydi. Artık sıra ikinci adımda:
Hâlâ gitmesi gerekiyor.
Hâlâ gitmesi gerekiyor.
Infantino'nun güç aldığı destek tabanının büyük kısmı kesinlikle ortadan kalktı, buna muhtemelen Donald Trump'ın himayesi de dahil. ABD başkanına cuma günü (31 Temmuz) bu planla ilgili kendisine danışılıp danışılmadığı sorulduğunda, Trump tek bir kelimeyle "Hayır" yanıtını vererek planı, dolayısıyla da daha önce alışılmadık derecede övdüğü bir ismi reddetmiş oldu.
Ve mesele orada kapandı. Belki de artık Infantino için yolun sonu gelmişti.
UEFA, Infantino'ya "güvenini kaybettiğini" çoktan açıkladı.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Önde gelen isimlerden biri, Infantino'nun "liderliğinin zayıf olduğunun ortaya çıktığını, karakterinin sorgulanır hale geldiğini, kendi çıkarlarına öncelik vererek davrandığını ve FIFA'yı yönetmek için kesinlikle yanlış kişi" olduğunu belirtti.
Futbol dünyasının standartlarına ve Infantino'nun çevresinde olup bitenlere göre bile çok hareketli bir hafta yaşandı.
(27 Temmuz) Pazartesi: Görünüşte sarsılmaz bir konumdaydı, yeni bir başkanlık dönemine doğru ilerliyordu, öyle ki medyayı eleştirileri nedeniyle azarlıyordu.
(31 Temmuz) Cuma: Dünyası başına yıkılmıştı ve dünyanın geri kalanı daha önce hiç görülmemiş şekilde ona saldırıyordu.
Başka hiçbir ciddi kuruluş, tüm güvenilirliği sarsılmış halde böylesine aleni bir aşağılanmaya maruz kalıp da sorumlu kişileri görevden almadan ve kurum kültürünü kapsamlı biçimde sorgulamadan yoluna devam edemezdi.
İşte bu yüzden "üçüncü adım", birinci veya ikinci adımdan daha önemli olmalı: Gerçek bir hesap verebilirlik sağlanmalı ve durumun nihayetinde tek bir kişiyle ve bir haftayla sınırlı olmadığı kabul edilmeli.
Bu süreçten itibarı güçlenerek çıkan az sayıdaki isimden biri olan FIFA Operasyon Direktörü Kevin Lamour, Infantino'ya indirilen asıl öldürücü darbe olarak görülen cuma günkü açıklamasında bunu kusursuz biçimde özetledi:
Bu proje ve bundan sonra yaşanacaklar hakkında herkes sorumluluk almalı.
Bu proje ve bundan sonra yaşanacaklar hakkında herkes sorumluluk almalı.
Bu anlamda, futbol dünyasından isimlerin bunu Margaret Thatcher'ın düşüşüne benzettiği, siyasi çöküşün yaşandığı klasik bir hafta oldu. Düşüş biraz zaman alabilir fakat geldiğinde bir anda gerçekleşir.
İşte bu yüzden, böyle bir hafta futbolu yönlendiren tüm karanlık güçleri gözler önüne sermesi açısından başta ne kadar kötü görünürse görünsün, bazı olumlu gelişmeleri de beraberinde getirebilir. Genellikle ağır davranmakla eleştirilen futbol yöneticileri adeta "coşmuştu".
Aynı şekilde, Dünya Kupası'nın geleceğinin ve niteliğinin, geçen yıl bu planın ana hatlarının belirlendiği, "Allen & Co Konferansı" adı verilen ve sadece davetlilerin katılabildiği milyarderler toplantısı gibi bir ortamda kararlaştırılmamış olması da başlı başına ahlaki bir zafer. Bu........
