menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Atsız – Türkeş – Atatürk analizi

13 0
08.01.2026

Nihal Atsız, Alpaslan Türkeş ve Atatürk son yüz senedir fikri alanda Türk tarihini etkileyen en önemli üç isimdir vardır. Bu üç ismin fikirleri zahiren birbirine çok yakın görünse de özellikle Nihal Atsız’ı diğerlerinden ayıran çok önemli noktalar mevcuttur. Bu makalemde yakın Türk tarihini etkileyen bu üç ismin fikirlerini Nihal Atsız’ın fikrini merkeze alarak derin bir analiz yapmaya çalıştım.

Nihal Atsız, özellikle dini alanda çok tartışılan bir isimdir ve genel olarak Müslüman Türk toplumunda Nihal Atsız’ın “İslam düşmanlığı” meselesi, sıkça tartışılan bir konu haline dönüşmüştür. Konuyu netleştirmek için bu husustaki iddiaları, Atsız’ın gerçek tutumunu ve eleştirilerin kaynağının ne olduğunu ortaya koyarak analiz etmeye çalışacağım.

Nihal Atsız’a “İslam düşmanı” ithamının yöneltilmesinin sebeplerinin başında onun aşırı derecede “Irk merkezli Türkçülük” yapması gelmektedir.

Atsız, Türk kimliğini sadece ırk ve soy ekseninde tanımlar. Bu yaklaşım, bin seneden beri İslam ile iç içe girmiş Türklerin farklı algılanmasına sebep olacak unsurları içinde taşımaktadır.

İleri seviyede bir ırk temelli düşünceye sahip olan Atsız’ın, “Din değişebilir, fakat soy değişmez.” Demesi onu “İslam’ı ikinci planda gören biri” gibi gösterilmesine sebep olmuştur. Sadece Türklüğü öne çıkararak İslam’ı görmezden gelmesi ise “Ancak inananlar kardeştir” anlayışını merkeze alan İslam ile çatıştığı için bazı çevrelerce “İslam’a karşı” olarak tanınmıştır.

Atsız’ın din düşmanı olarak tanıtılmasının bir gerekçesi de Arap ve İran eleştirileri olmuştur. Atsız, kaleme aldığı tarih yazıları ve makalelerinde, Türkler üzerinde etkili olan Arap milliyetçiliği ve İran kültürel etkisini çok sert biçimde eleştirirken bazen İslam ile iç içe geçmiş unsurları hedef aldığı için, “İslam’a saldırıyor” denilerek din düşmanı ilan edilmiştir.

Atsız’ın genel anlamda sergilediği laik ve pozitivist tavrı da onun din düşmanı olarak tanınmasına sebep olmuştur. Atsız, yazılarında haklı olarak halk tarafından İslam ile eşit zannedilen tarikatlara, dini istismar eden yapılara ve din diye bilinen meşhur hurafelere açıkça karşı çıkmıştır. Bu meselenin gerçekliği iyi anlatılamayınca Atsız özellikle dinî çevrelerde hedef hâline getirilmiştir.

Atsız’ın Müslüman olup olmadığı konusu da sık sık tartışılan meselelerden biridir.

Atsız, İslam’ı Türklerin tarihi bir gerçeği olarak kabul eder, açık biçimde İslam’a hakaret etmemiştir. Ancak İslam’ı siyasi ve sosyal hayatı belirleyici merkez olarak da kabul etmemesi onu tartışmaların merkezine yerleştirmiştir.

Atsız, İslam dininin inananları kardeş sayan “Ümmet” fikrini reddeder. Onun için esas olan Türklüktür ve Türklüğü İslam dâhil, her şeyin üstünde tutar.

Atsız’ın İslam’a yaklaşımı “İslam, Türk’e hizmet ettiği sürece değerlidir. Türklüğün önüne geçerse reddedilir.” şeklindedir. Atsız’ın “Ben Türk’ün menfaatini her şeyin üstünde tutarım.” Şeklindeki sözü buna örnek olarak gösterilebilir. Onun bu yaklaşımı Müslümanlar arasında “Dinsizlik” olarak algılanırken, Milliyetçiler tarafından da “Aşırı sertlik” olarak kabul görmüştür.

Atsız, eserlerinde Türkçülüğü İslam dininin önüne koyan radikal bir Türkçüdür. Bu sebeple İslamcılar onu sevmez ve hatta bazı Türkçüler bile bu tavrı sebebiyle ona mesafeli durur.

Atsız’ın din ile ilişkisini açıklayan önemli bir tanık da bizzat oğlu Yağmur Atsız’dır.

Atsız’ın oğlu Yağmur Atsız, çeşitli röportaj ve yazılarında özetle şunları söylemiştir:

• Babam dindar değildi.

• İslamî inancı yoktu.

• Kur’an’ı Muhammed’in yazdığını söylerdi.

• İslam’ı bir inanç sistemi olarak benimsemiş biri değildi. İslam’a eleştirel yaklaştı.

• Muhammed’in dostları Sahabeler için kullandığı ‘Peygamberin yâveleri’ sözleri vardır.

• Türkçülüğü dinin çok önünde tutardı.

Yukarıda özetlenen sözler bir “yorum” değil, birinci derece tanık olan oğlunun beyanlarıdır.

Hz. Muhammed’in dostları olan Sahabelere “Peygamberin yâveleri” genel İslam inancına göre ağır derecede saygısızlık ve hakaret olarak sayılmıştır. Bu ve benzeri ifadeler Atsız’ın, İslamî hassasiyetleri olan biri olmadığını ve klasik anlamda Müslüman kabul edilmediği algısını oluşturmuştur.

Ancak yazılarına ve eserlerine baktığımızda inanç ve ibadet bakımından inanmış gibi biri görünmese de İslam’a saygısızlığını açık biçimde göstermezdi.

Atsız, genel olarak yazılarında İslam’ı yok edilmesi gereken bir düşman olarak değil, Türklüğün önüne geçen bir unsur olarak görmüştür. Yani Atsız’ın düşmanlığında “Teolojik bir İslam düşmanlığı” değil, “ideolojik ve Türkçü bir reddiye” söz konusudur.

Atsız yazdığı yazılar ve kitaplarında açık biçimde Türklüğü İslam dininin üstünde gören, “Pagan-Türkçü” bir çizgidedir.

Atsız’ın bu tavrı bugün özellikle İslamiyet’i din olarak kabul eden Milliyetçi çevrelerde kafa karıştıran birçok nokta ve çelişkinin doğmasına sebep olmuştur.

Bugün bazı çevrelerin, Atsız’ı “Türk-İslam Ülküsünün” savunucusu ve “Dindar bir milliyetçi” gibi göstermeye çalışmaları hem Atsız’ın hatırasına ve fikirlerine saygısızlık hem de gerçeğe aykırı bir durum oluşturmaktadır.

Atsız’ın sıkça tartışılan “Din değiştirilebilir, fakat soy değiştirilemez” şeklindeki ifadeleri Müslümanlar tarafından çok tepki görmüştür. Ancak Atsız bu sözünde açık biçimde “Bir Türk, Müslüman olabilir, Hıristiyan olabilir, Tengrici olabilir. Ama Türk olmaktan çıkmaz.” demektedir.

Bu söz, İslam’ın bütün inananları kardeş yapan inancından doğan “Ümmet” inancına reddiyedir.

Atsız başka bir sözünde, “Türk tarihi İslam’la başlamaz.” Diyerek bir gerçeğin üzerini de örtmüştür.

Atsız, Türk tarihini, henüz Müslüman olmamış Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar üzerinden okuyarak, “Türk’ün değeri, İslam’dan önce de vardı.” Demesi bazı çevrelerde “Atsız İslam’ı küçümsüyor” algısının doğmasına sebep olmuştur.

Atsız’ın yazılarını ve kitaplarını incelediğimizde açıkça Ümmetçiliğe ve Şeriat devleti fikrine” karşı olduğu anlaşılmaktadır. Yine onun haklı olarak, “Din üzerinden siyaset yapılmaz, Tarikat ve şeyhlik sistemi kalkmalıdır, Bugün yaşanan Müslümanlık Arap örfüdür.” tezlerini savunması yüzünden İslamcı çevrelerle tamamen zıt kutupta yer almıştır.

Atsız, açık biçimde “Türk-İslam Ülküsü” fikrine........

© Habererk