menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dün İdam Diyenler, Bugün Ne Diyor?

34 0
31.05.2026

Milletlerin hafızası vardır.

 

Siyasetin ise en önemli sınavı, bu hafızaya karşı ne kadar dürüst ve tutarlı davranabildiğidir.

 

Türkiye'nin son kırk yılına damga vuran terör gerçeği, yalnızca güvenlik güçleriyle terör örgütleri arasında yaşanmış bir mücadele değildir.

 

Bu mücadele; köyünde öğretmenlik yaparken şehit edilen eğitimcilerin, görevi başında hayatını kaybeden polislerin, sınır boylarında toprağa düşen askerlerin, terör saldırılarında yaşamını yitiren kadınların, çocukların ve sivillerin hikâyesidir.

 

Son yıllarda gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla terör büyük ölçüde etkisiz hale getirilmiştir. Bu başarı, millet-devlet dayanışmasının sonucudur.

 

Bu nedenle terör konusunda yapılan her açıklama, sıradan bir siyasi değerlendirme olarak görülemez.

 

Çünkü bu konu, milyonlarca insanın ortak vicdanına dokunmaktadır.

 

Bugün kamuoyunda  gündeme getirilen "umut hakkı", "kurucu önder" veya benzeri söylemler etrafında yürütülen tartışmaların toplumda güçlü yankılar uyandırmasının nedeni de budur.

 

Ortada yalnızca siyasi bir tartışma yoktur.

 

Ortada, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin verdiği ve kesinleşmiş bir yargı kararı vardır.

 

Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından görülen davada verilen hüküm, Yargıtay tarafından incelenmiş ve onanmıştır.( Ankara 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 29 Haziran 1999 tarihli kararıyla Abdullah Öcalan hakkında, dönemin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında "Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemler" nedeniyle idam cezasına hükmedildiği; kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 1999/1296 Esas ve 1999/3623 Karar sayılı ilamıyla onaylanmış ve kesinleşmiştir. Daha sonra Türkiye'de idam cezasının kaldırılmasıyla bu hüküm ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına........

© Günışığı Gazetesi