Sanayi üretiminde endişeler artıyor
Ekonomide gözle görülür iyileşme emareleri görülmediği zaman Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları çok daha fazla görünür olmaya ve kamuoyunda tartışılmaya başlanıyor. 2023 yılının haziran ayında ekonomi yönetimi göreve gelir gelmez uygulamaya başlanan politikaların olumlu sonuçları bir türlü görülemedi. Enflasyon hala 0’ların üzerinde seyrederken, bu kadar uzun süre mali kesimin istikrarı için uygulanan politikaların reel sektör üzerindeki olumsuz etkileri daha görünür hale geldi.
Bu olumsuz gelişmelerden biri de sanayi üretiminde son aylarda belirgin hale gelen gerilemelerdir.
Ekonomi yönetimi açık bir şekilde önceliğini ülkenin finansman sorunlarına verirken, alınan tedbirlerle dışarıdan sermaye akımını güvence altına almayı amaçlamıştır. Mevcut iktidar ve ekonomi yönetiminin ülkenin reel sektörünün ihtiyaç duyduğu yapısal ekonomik dönüşümü gerçekleştirecek politikaları yok. Şu anda bile reel sektöre yönelik geliştirilen uygulamalar böyle bir dönüşümün işaretini vermiyor. Aksine mevcut politikaların reel sektör üzerinde yaratmış olduğu olumsuz finansal etkileri yumuşatmayı amaçlıyor.
Reel sektörün hiçbir sorunu kalıcı olarak çözülmeden sadece sürüncemede bırakılıyor.
Sanayide üretim kayıpları
Son haftalarda baskılanmış olan TL kurunda görülen aşırı değer kazancı kamuoyunun dikkatini çekti. Gerek TCMB’nin hesapladığı reel efektif döviz kuru, gerekse kamuoyunda sıkça kullanılan BigMac endeksleri TL’deki değerlenmeye işaret etmeye başladı.
Bu durum ihracatçı sanayi işletmelerin iş yapmalarını zorlayıcı bir etki yaratarak, ihracat piyasalarında rekabet gücü kayıpları yaşanmasına neden olmaya başladı. Artan işçilik maliyetleriyle birlikte “fahiş” düzeylere çıkmış olan finansman maliyetler işletmelerin rekabet gücünün azalmasına yol açan diğer faktörler olarak karşımıza çıktı. Maalesef işletmelerin kendi kontrolü dışında gelişen bu olumsuzlukları giderici ve makroekonomik gerçeklerle uyumlu çok daha........
