Bana bir şarkı söyle içinde umut olsun
Gazeteciler, geçtiğimiz pazar gününü yağmur altında bir eylemle geçirdi. Talepleri netti: Gazetecilere özgürlük, ülkeye demokrasi. Anayasal bir hakkın hatırlatılmasına yönelik bu girişim, iktidar tarafından yaklaşık bin polisin ablukasıyla yanıtlandı. Gazeteciler de haklı taleplerini bu ağır baskı atmosferinde kamuoyuyla paylaşmak zorunda kaldı.
Bu eylemi benzerlerinden ayıran temel unsur, gazetecilerin doğrudan yurttaşa yaptığı çağrıyla gerçekleşmiş olmasıydı. Gazeteci, bu karanlıkta yalnız olmadığını hissetmek istiyordu ve nitekim öyle de oldu. İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve tutuklu diğer meslektaşları için yan yana gelen yüzlerce okur ve izleyicinin varlığı, bu mesleği onuruyla sürdürenlerin en büyük güvencesi haline geldi.
KRALLARA HAYIR
Anlaşılan o ki iktidar da bu dayanışmanın potansiyelinin farkındaydı. Bu yoğun engelleme çabasının arkasında tek bir korku yatıyor: İktidarın kurmaya çalıştığı korku düzenine karşı, o "sıradan" insanın içindeki cesaretin bulaşıcı olma riski.
Saray rejimi bugün tüm gücünü, toplumda filizlenen değişim isteğini köreltmek için seferber etmiş durumda. Medya, yargı ve bürokrasi; eldeki tüm aygıtlar halkın umudunu kırmak için kullanılıyor. İktidarın topluma verdiği mesaj çok açık: “Sevseniz de sevmeseniz de, memnun olsanız da olmasanız da bana........
