menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süleymaniye’nin hafızası

50 0
29.05.2026

Öğrencilik yıllarımızda bir ayağımız hep Süleymaniye’de olurdu. Küçük kahvelerde bizden öncekilerin bıraktığı izler vardı.

Çay ve çorba ucuzdu. Hesaba yazan esnaf vardı. Vedat Türkali’nin ‘‘Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle/ Bekle bizi İstanbul’’unu söylerdik, Sinan’ın muhteşem eserinin gölgesinde. Onur yeni bestelemişti. Biz gençtik, coşkulu ve direngendik.

Süleymaniye Doğumevi’nde yeni bir hayatın ilk sesini duyardık, aynı dakikalarda camiden bir başkası uğurlanırdı son yolculuğuna. Doğum ve ölüm arasında biz vardık.

İşte durum böyleyken kahvelerin arka sokaklarında bir hayat akıyordu.

Hepsi birbirinden güzel ama yalnız bırakılmış, terk edilmiş evler birbirine yaslanarak ayakta durmaya çalışıyordu. Önleri dizi dizi çocuk. Bir zamanların bu en güzel evlerinde artık ‘yoksulluk nöbeti’ni devralanlar yaşıyordu. Basın Yayın’daki fotoğraf derslerinde ilk çekimler için Süleymaniye sokaklarına gitmemiz önerilirdi.

Birkaç gün önce Beyoğlu Tünel’deki İBB Metrohan’da Süleymaniye’ye ilişkin bir sergi olduğunu öğrenince koşup gittim. O günlerin havasına ait bir şey bulur muyum........

© Birgün