Dilimizdeki en anlamlı sözcük ‘barış’ olsun
Bir yıl daha bitiyor… Bir önceki yıldan kalan her şeyi unutup, iyi ve güzelliklerle dolu bir başlangıç yapmanın umuduyla yola çıkmıştık oysa. Kimilerimiz için gerçekten umutlu ve güzelliklerle dolu, kimilerimiz içinse aynı rutinlerle akıp giden bir yıl oldu. İşte saf, iyi niyetli dileklerimizle kapısını araladığımız bir yıl daha sona ererken; tüm bu güzel dilekleri şimdi yeni yıla devrediyoruz. Güzel başlangıçlar adına bir kez daha umuda ve barışa dair en içten dileklerimizle başlamak istiyoruz. 2026’ya girerken; dünyada güzelliğin en küçük kırıntısını dahi yüreğinde taşıyan insanlar için erdemli bir yıl dilemek buna dairdir.
Bugünden geriye dönüp kendi muhasebemi yaptığımda; iyi başlayan günler ve aylar, giderek derin bir uçuruma dönüştü. İspanya’nın tozlu yollarında şekillenen, sıcağın kâbus gibi çöktüğü bir hücrede sessizliğimle çığlıklarımın iç içe geçtiği bir önceki yılın devamcısı olan 2025; annemin kaybıyla sessizliğimin büyüdüğü bir yıl oldu. Her şey bir yaz tatili için İspanya yollarına düşmemizle başladı. Benidorm’un tatil köyü Terra Mítica’nın gösterişli neşesinden, Valencia’nın karanlık koridorlarına uzanan bu sürüklenişi, ancak Figueres’te Dalí’nin sürreal dünyasına sığındığımda dindirebildim. Dalí’nin bıyıklarının kıvrımından bilincime doğru akan o mağrur siluet, hayatın tablolar kadar düzenli olmadığını fısıldıyordu kulağıma. Zira hayat, onun tuvallerinin aksine, hayale sığamayacak kadar kaotik ve ‘Belleğin Azmi’ndeki o eriyen saatler kadar hüzünlüydü. Ya da Juan Ramón Jiménez’in dizesindeki gibi; “Irmaklar tek başına değil / Türküleri var / Ama can yalnız.”
Bu zorlu yolculuk; kederin, edebiyatın ve sanatın kalbine açılan gizli kapısı oldu aynı zamanda. Lorca’nın yaslı dizelerinde nefes aldım, Cervantes’in Don Kişot’u gibi kendi yel değirmenlerime karşı yürüdüm. Ama en çok da sürgün yollarında annesiyle el ele yürüyen Antonio Machado’nun kaderini iliklerimde hissettim. Ne diyordu Machado: “Yolcu, yol yoktur; yol yürürken oluşur.” Ben yürüyemeden kendimi küçücük bir hücrenin içinde bulmuştum. Adımlarım bir yoldan çok bir labirentin çıkmazıydı. Tutsaklığa düşen yolcunun ruhunun değdiği dikenli tellerle dolu bir mayın tarlasındaydım adeta.
Machado’nun kader ortağı Walter Benjamin’i de o........



















































