menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünden bugüne Cumhuriyet aydını ve devrim

15 0
18.10.2025

Cumhuriyet değerlerinin yıpratılmaya çalışılmasını kaygı ile izleyen milyonlarca insan, yıllardır temel sorunun eğitimsizlik olduğuna vurgu yapmayı sürdürüp durur.

AKP iktidarı ile birlikte bu kaygı artarken, durumun tarihsel bir analizine yönelmek yerine iktidarın değişmesine bel bağlamayı yeğleriz.

Oysa günümüzde “eğitimsizlik” vurgusu önemini tümüyle yitirmiştir. Halkın % 99’unun okur yazar olması bir yana 25-34 yaş grubu gençlerin E’i üniversite mezunudur.

O halde yaşadığımız sonucun dayandığı nedenlerin tarihsel bir dökümünü yapmaktan kaçınmamak, yapılan hataları düzeltmenin yollarını aramak gerekir.

Bugün yaşamakta olduklarımız, yılların biriktirdiklerinin bir sonucu olabilir mi?

Nedenleri ararken Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanmak, genç Cumhuriyetin devraldığı sosyo- ekonomik, kültürel yapıya hatta bireysel algıların toplumsallaşmasının sonuçlarına bir göz atmak yararlı olacaktır.

Yaşananlar bize, “Kişilerin arkasından gitmek, fikirlerin arkasından gitmekten daha kolaydır” sözünün ne denli haklılık içerdiğini işaret etmektedir.

Bugün yaşadıklarımızın doğru bir analizini yapmak için önce Anadolu’nun sosyal, kültürel, ekonomik koşullarına bir göz atalım.

Cumhuriyetin ilk yıllarında halkın sadece % 8,6’sı okur yazardı. Bunların yaklaşık % 60’ını ise azınlıklar oluşturuyordu.

Halkın % 75,8’i köylerde yaşıyordu. Feodal yapılar altında ezilen yoksul ve cahil bir halkın yoğunlukta olduğu bir ülke devralınmıştır.

1941 nüfus sayımı sonuçlarına bakıldığında köylü nüfusta önemli bir değişim olduğu söylenemez. ( % 75,6). Ancak okur yazar oranı % 27’ye yükselmişti.

Özetle genç Cumhuriyetin yüzyıllar boyunca kendisi dinsel kimlikle tanımlamış, ulus bilincinden yoksun, eğitimsiz ve muhafazakar, bulaşıcı hastalıklar pençesinde kıvrananve çok yoksul bir köylü toplumu ile bir Yeniden Doğuş Hareketi başlatmak zorunda kaldığı ortadadır.

Cumhuriyetin ilanı ile üst yapı devrimleri yapılmış, pozitif hukuk sistemi yasalarla yürürlüğe sokulmuş, kurumsallaşılmış, eğitim reformu yürürlüğe girmiş, laik devletin alt yapısı oluşturulmuş, devlette görev alacak kadrolar yetiştirilmiş ve cumhuriyet öğretmenleri ile Devrim ruhu kırsala sızmaya başlamıştı.

Ancak alt yapı devrimleri tamamlanamamıştı.

Köylünün yoksunluğu ve kırsal cehalet henüz kırılamamıştı. Yaşadığı zorlukların üstesinden gelmek için tek sığındığı, kendini yüzyıllar boyu ifade etmeye alışık olduğu dinsel kimliğinin ürünü olan inancıydı.

Prof.Dr. Mümtaz Turhan 1936-1948 yılları arasında sürdürdüğü, kültür değişimlerini inceleyen araştırmasında Erzurum ve Kars arasındaki köylerdeki durumun “din” ekseninde şaşırtıcı olduğunu gözlemlemişti.

Turhan’ın; “eskiden, din düşüncelerin merkezinde bir yer işgal edip, hareketlerin ana nedenlerini oluştururken, bugün din artık kollektif bir mesele olmaktan çıkmış, tamamiyle ferdileşmiştir” saptaması çok önemliydi.

Turhan, “köylünün laik eğitime yaklaşımının da çok olumlu olduğunu, eskiden nam salmış din hocalarının artık köylü tarafından istenmediğini, cumhuriyet öğretmenlerine hayranlık duyulduğunu” anlatmaktadır.

Köylü, kara ve demiryollarının yapımından, Devlet Çiftliklerinden, ürünlerini depolama olanağı yaratan Toprak Mahsulleri Ofislerinden, sağlık konusundaki gelişmelerden, salgın hastalıklarla mücadeleden ve en önemlisi refah ve güvenlik artışından memnundur.

Bu araştırma bulguları, 1935-1948 yılları arasında Devrimlerin köylerde olumlu etkileri olduğunu ortaya koyması bakımından çok değerlidir. Devrim yavaş da olsa köylü ile buluşmaya başlamıştır.

Ancak köylünün beklentisi de büyüktür. Aşiretlerin egemenliğinin kırılması, işleyecek kendi toprağının olması özetle Toprak Reformunun yapılmasını da özlemle beklemektedir.

Ne yazık ki, Mustafa Kemal Atatürk’ün, köylünün deyimiyle “Sarı Paşa’nın” bu vaadi gerçekleşemedi. Atatürk, hasta yatağında hazırladığı ve TBMM’de okunan son Cumhuriyet Bayramı nutkunda da adeta bir vasiyet gibi bu isteğini tekrarladı. Ancak feodal yapının Meclisteki uzantıları buna izin vermediler.

1929 Dünya ekonomik krizini ve ardından patlayan II. Dünya Savaşının yarattığı ekonomik sorunlar alt yapı devrimlerinin hızını keserken, Köy Enstitülerinin kapatılması Aydınlanma Devriminin........

© 12punto