menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarımı bitirmeye kararlı mısınız?

25 42
06.02.2026

İçinde bulunduğumuz hafta Ege’de tarımla ilgili önemli etkinlikler vardı. İzmir’de “Tarım ve Hayvancılık Fuarı”, Ödemiş’te ise “Küçük Menderes Çiftçi Buluşması” yapıldı. Kısacası, tarım ve gıda konuları gündemdeydi. Ülkemiz çok ilginç bir dönemden geçiyor. Bir zamanlar “kendine yetebilir” olmakla övünülen, hatta birçok tarımsal üründe önemli ihracat ülkesi olan Türkiye; bu temel özelliklerini kaybediyor.

Başta et ve buğday olmak üzere, birçok temel ürünü ithal eden bir ülke haline geliyor. Bunun acınası sonucu olarak da dar ve sabit gelirli tüketicinin et, süt gibi ürünlere erişmesi giderek zorlaşıyor. Daha yakın bir geçmişte marketlerde süte “alarm” takıldığı haberleri ile karşılaştık. Bütün bunlar, tarımda ve hayvancılıkta gelinen olumsuz durumu acı biçimde gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, bir zamanlar tarım ülkesi olarak anılan bu güzel ülkenin duyarlı yurttaşları olarak, doğrusu yüreklerimizi acıtıyor!

Uluslararası birçok değerlendirmeye göre, dünyada gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkeler arasında sayılıyoruz. Avrupa ülkeleri arasında ise adeta şampiyonluğa oynuyoruz! Üstelik bu değerlendirmeler resmi veriler dikkate alınarak yapılıyor. Toplum olarak giderek bir gıda krizine doğru yürüyoruz! Gerçekte gıda enflasyonu oranlarının daha da yüksek olduğu uzmanlarca ifade ediliyor. Zaten istatistikler ne söylerse söylesin, vatandaş günlük yaşamında bu gerçeği bizzat hayatın içinde, çarşıda pazarda, markette ve mutfakta yaşıyor.

Tarım sektöründe ve tarımsal gıdada bu hale gelinmesinin temel nedeni, yıllardır ülkeyi yönetmekle sorumlu olan siyasal anlayışın yanlış ve tutarsız tarım politikalarıdır. Tarımın yeterince önemsenmemesi ve üretici kesimin sorunlarına çözüm bulunamamasıdır. Birçok üründe ithalata yönelerek, geçici ve günlük kararlarla sorunların geçiştirilmek istenmesidir. Üreticinin, çiftçinin kaderine terk edilmesi ve bunun sonucu olarak da çiftçinin üretime ve toprağa küstürülmesidir. Son olarak SGK borcu ve vadesi geçmiş vergi borcu olan çiftçiye, Ziraat Bankası ile Tarım Kredi’den kredi kullandırılmaması uygulaması; tam anlamıyla işin tuzu biberi olmuştur. Bir başka önemli ve olumsuz gelişme, çiftçinin en önemli tarımsal girdisi olan mazota yapılan olağanüstü fiyat artışlarıdır. Doğrusu bu uygulamalarla, adeta çiftçi cezalandırılmakta ve sanki üretme denilmektedir!

Kısacası ülkemizde, özellikle son dönemlerde, üreticinin ve tarımla uğraşanların mağduriyeti yaşanmaktadır. Sonuçta, para kazanamayan, maliyetlerini bile........

© Cumhuriyet