Boğaz'ın Kıyısında Osmanlı Sahil Mutfaklarının İzinde
Boğaz’ın hemen kıyısında, tarihi saray mimarisinin tam kalbinde yükselen mekân, sadece geçmişi yaşatan bir adres değildir.
O, geçmişin devasa birikimini bugünün diliyle yeniden konuşturan canlı bir gastronomi hafıza noktasıdır.
Mutfak Şefi Onur Dönmez ve ekibinin titiz araştırmalarıyla hayata geçirilen “Taâmât-ı Sâhil-i Hâssa” menüsü, Osmanlı coğrafyasının sahil şeritlerinde biçimlenmiş mutfak mirasını günümüz sofralarına taşıyor.
Osmanlı saray mutfağı, sanıldığı gibi yalnızca yüksek mermer tezgahlarda pişen görkemli ve ağır yemeklerden ibaret değildir.
İmparatorluğun hâkim olduğu geniş kıyılar, işlek limanlar ve deniz ticaret rotaları, bu coğrafyanın lezzet haritasını daima diri, canlı ve çeşitli tutmuştur.
Yeni kurgulanan bu özel menü, tam da bu geniş coğrafyanın ve kıyı kültürlerinin tarihsel izini sürüyor.
Anadolu, Rumeli ve Levant coğrafyasının kesişim noktalarından süzülüp gelen aromalar, masaya adeta zengin bir kültür haritası niteliğinde seriliyor.
Sessiz, son derece dengeli ve zarif bir açılış yapan Çeşm-i Nigâr Çorbası, lezzet yolculuğunun ilk adımını oluşturuyor.
Mardin kırmızı mercimeği ve sarı mercimek favasının naneli tereyağı dokunuşuyla buluştuğu bu başlangıç, geleneksel bir usulün ne denli rafine sunulabileceğinin açık bir kanıtı.
Mutfak ekibinin cüretkâr ve yenilikçi dokunuşunu yansıtan Kelle Söğüş ise şaşırtıcı bir yapıya sahip.
Uykuluk kreması, soğan turşusu ve taze bahçe salatasıyla dengelenen tabak,........
