menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İyilik ne zaman borca dönüşür?

137 0
18.10.2026

İyilik ne zaman borca dönüşür?İ

Victor Hugo’nun ‘Sefiller‘ romanında Jean Valjean, ekmek çaldığı için girdiği hapisten on dokuz yıl sonra çıkar. Ancak eski bir mahkûm olduğu için kimse ona kalacak yer vermek istemez. Sonunda bir piskopos onu evine kabul eder, yemek verir ve geceyi orada geçirmesine izin verir. Valjean ise gece piskoposun gümüş takımlarını çalıp kaçar. Polisler tarafından yakalanıp piskoposun karşısına çıkarıldığında yeniden hapse gireceğini düşünür. Fakat piskopos, gümüşleri kendisinin verdiğini söyleyerek onu kurtarır. Üstelik Valjean’ın almadığı iki gümüş şamdanı da ona uzatır.

Piskoposun bu iyiliği bütünüyle beklentisiz değildir. Valjean’dan gümüşleri kullanarak dürüst bir hayat kurmasını ister. Ancak bunun karşılığında kendisine sadakat göstermesini veya hayatına karışmasına izin vermesini beklemez. Valjean’ın bundan sonra nasıl yaşayacağına karar verme hakkını yine ona bırakır.

Birine yardım etmekle, yapılan yardım üzerinden onun hayatında hak sahibi olduğunu düşünmek arasında önemli bir fark vardır. Üstelik bir iyiliğin borçluluk duygusu yaratması için yardım edenin mutlaka karşılık istemesi de gerekmez. Minnettarlıkla borçluluk arasındaki ayrım burada ortaya çıkar. Birinde bize gösterilen özeni takdir ederiz, diğerinde ise o iyiliğin karşılığını vermekle yükümlü hissederiz. Bazen bu yükümlülük, yardım eden kişi hiçbir şey istemediği halde onun yanında eskisi kadar rahat davranamamamıza neden olur.

Başkalarına yardım etmekten memnuniyet duyarken kendimiz yardıma ihtiyaç duyduğumuzda aynı rahatlığı gösteremeyebiliriz. Sorunlarını kendi başına çözmeye, kimseye yük olmamaya alışmış biri için yardım istemek, yaşadığı sıkıntıyı başkasına açmanın ötesinde bir anlam taşır. Kendisi hakkında yıllardır taşıdığı düşünceyle de karşı karşıya gelir. Yardımın getirdiği rahatlamaya bu yüzden bazen utanç eşlik eder.

Örneğin ekonomik sıkıntı yaşayan biri, yakın arkadaşından maddi destek aldığında büyük bir yükten kurtulur. Arkadaşı verdiği parayı geri istemediğini açıkça söylemiştir. Buna rağmen onun yanında eskisi kadar rahat olmayabilir. Birlikte dışarı çıktıklarında hesabı ödeyememek onu rahatsız eder, arkadaşının bir isteğini geri çevirdiğinde kendisini nankör hisseder. Ortada konuşulmuş bir yükümlülük yoktur ama o, ilişkilerinin değiştiğini düşünür.

Bu rahatsızlık her zaman yardım eden kişinin davranışlarından kaynaklanmaz. Başkalarına ihtiyaç duymamaya alışmış biri, kendisine gösterilen cömertliği bile eksikliklerinin hatırlatılması gibi yaşayabilir. Arkadaşı onu yetersiz bulmuyordur ama o, arkadaşının yanında kendisini yetersiz hissediyordur.

Psikolog Watkins ve ekibinin 2006 yılında yaptığı bir araştırmada, yardım eden kişinin karşılık beklentisi arttıkça yardım alanın borçluluk duygusunun arttığı, minnettarlığının ise azaldığı görülmüştür. Yani bir iyiliğin nasıl karşılandığı, sağladığı yarar kadar beraberinde hissedilen beklentilere de bağlıdır.

Geçmiş deneyimler de burada belirleyicidir. İhtiyaç duyduğunda destek görmüş, bu nedenle aşağılanmamış veya kararlarına müdahale edilmemiş biri, yardım almayı bağımsızlığını kaybetmekle ilişkilendirmeyebilir. Buna karşılık geçmişte aldığı yardımlar sürekli yüzüne vurulmuş bir insan, en içten davranışın arkasında bile ileride ödemesi gerekecek bir bedel arayabilir. Henüz kendisinden hiçbir şey istenmemişken, o çoktan ne vermek zorunda kalacağını düşünmeye başlamıştır.

Yardım alan kişi kendisinden ne beklendiğini düşünürken, yardım eden de bazen yaptığı iyiliğin ilişkide........

© Diken