Müslüman Kıbrıs
İslâm coğrafyasına yaptığım seyahatlerin birçoğu “duyanın gelip katıldığı” şekilde gerçekleşiyor. Tarihi belirledikten sonra eş-dost, kulaktan kulağa bilgiyi yayıyor, herkes kendi imkânlarına göre hazırlıklarını yapıyor; bir de bakıyorum, koca bir kafile oluvermişiz, ben de kendimi anlatıcı olarak buluvermişim. Bu hafta içi salıdan perşembeye Kıbrıs’a yaptığımız seyahat da böyle oldu.
Katılımcı dostlarımıza baştan deklare ettim: “Müslüman Kıbrıs’ın peşine düşeceğiz. Kıbrıs dendiğinde bugün ilk etapta hemen akla gelen her şeyin dışında camileri, türbeleri, makamları, dergâhları, şehitlikleri adımlayacağız. İslâm asırları boyunca Kıbrıs’ta bırakılan derin izleri takip ederek, Ada’ya farklı -ve gerçek- bir pencereden bakacağız. Bundan sonra Kıbrıs dendiğinde, ilk önce Müslüman Kıbrıs’ı hatırlayacaksınız.”
Hamd olsun, konuştuğumuz şekilde yaptık. Lefkoşa Ercan Havalimanı’na indikten sonra evvela Gazimağusa’ya geçtik. Tadilatta olan Lala Mustafa Paşa Camii’ni dışarıdan temaşa edip şehrin sokaklarında farklı dönemlerden miras eserlerle hemhal olduk. Nâmık Kemal’i andık, Yirmisekiz Mehmed Çelebi’yi selamladık, çarşılardan şehir surlarına, Kıbrıs’ın yüzyıllar içinde farklı dinler ve devletler arasında alınıp verildiği dönemleri hatırladık. Gazimağusa, bu anlamda bir açık hava müzesi ve tarih meşheri gibiydi.
Seyahatimizin ikinci gününü, Ada’nın........
