menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eee noldu şimdi, girdik mi?

20 2
03.01.2026

Evet, takvim yaprağı değişti.

Evet, havai fişekler atıldı.

Evet, “Hoş geldin 2026” cümlesi kuruldu.

Ama asıl soru şu: Gerçekten girdik mi?

Malum yeni bir yıla sadece sayılarla girmek mümkün olmuyor. Dünün ruh hali, hafızası ve taşıdığı yükle giriyoruz yeni yıla, yanımızda 2025’ten kalan ağır bir bavulla.


2025’TEN KALAN RUH HÂLİ

2025’te insanlar ne okuduysa, aslında onu yaşadı. Okur listeleri bir edebiyat meselesi değil, bir toplumsal teşhis raporu gibiydi.

Zirvede ne vardı?

*Bekle Beni

*Yaşamak

Bu iki kitap, tek bir duyguda birleşiyordu: İlerlemek değil, hayatta kalmak.

İnsanlar “nasıl zengin olurum”u değil, “nasıl dayanırım”ı okuyordu.

Bir yanda alternatif hayat ihtimalleriyle boğuşan bir kuşak:

*Gece Yarısı Kütüphanesi

*İnsanlığımı Yitirirken

Diğer yanda adalet, güç ve çürüme sorularıyla yüzleşen bir orta sınıf:

*Yırtıcı Kuşlar Zamanı

*Azdaahak

Ve bütün bu gürültünün içinde, sessizce geri çekilmek isteyenler:

*Hyunam-Dong Kitabevi

Bu liste, parçalara ayrıldığında da tek nefeste okunduğunda da çok fazla anlamı barındırıyor. Gençler geleceği fethetmeye çalışmıyor, çünkü gelecek artık onları için ulaşılacak bir hedef değil; her sabah uyanıldığında omuzlara binen bir belirsizlik olarak karşılarına çıkıyor. Orta sınıf ise uzun zamandır yukarı çıkma hayalini rafa kaldırmış durumda; artık hedef büyümek değil, yerinde kalabilmek, hatta mümkünse bir alt kata düşmemek. Bu iklimde iktisadi belirsizlik sadece cüzdanları değil, zevkleri ve tercihleri de şekillendiriyor; insanlar hız, başarı ve parlak gelecek vaadi aramıyor, onun yerine anlamı, derinliği ve sessizliği tercih ediyor. Yani........

© Yeni Şafak